Finansal kiralamada haczedilmezlik şikayeti



6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring Ve Finansman Şirketleri Kanunda haczedilmezliğe ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.


Kiracının iflası hâlinde, iflas memuru, İİK. nun 221/1. maddesine göre büro teşkilinden önce, finansal kiralama konusu malların tefrikine karar verir. İflas memurunun bu kararına karşı yedi gün içinde itiraz edilebilir. Kiracı aleyhine icra yoluyla takip yapılması hâlinde, icra memuru, finansal kiralama konusu malların takibin dışında tutulmasına karar verir. İcra memurunun kararına karşı yedi gün içinde itiraz edilebilir. (6361 s.k. m.28) Bu maddeye dayalı olarak alacaklı, borçlu ve kiralayanın haczedilmezlik şikayetinde bulunma hakları olduğu gibi(m. 16), üçüncü kişi kiralayanın istihkak davası açması da mümkündür.(m. 96 vd.)


Kiralayanın iflası halinde sözleşme sürenin sonuna kadar iflas masasına karşı geçerliliğini sürdürür. Kiralayan aleyhine icra yoluyla takip yapılması hâlinde finansal kiralama konusu mallar sözleşme süresi içinde haczedilemez. (6361 s.k. m.29) Haciz işlemine karşı alacaklı, borçlu ve kiralayanın şikayet hakkı vardır. (m.16)


Finansal kirama sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmalı ve taşınmaz mala ilişkin ise taşınmazın bulunduğu tapu kütüğünün şerhler hanesine, kendilerine mahsus özel sicili bulunan taşınır mallara dair sözleşmeler bu malların kayıtlı oldukları sicile tescil ve şerh olunmalı ve kiralayan tarafından ayrıca Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliğine bildirilmelidir. Taşınır özel bir sicile kayıtlı değil ise sözleşme Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliği tarafından tutulacak özel sicile tescil edilir. (6361 s.k. m.22)


Haczedilmezliğe ilişkin hükümlerin uygulanabilmesi için öncelikle geçerli bir finansal kiralama sözleşmesi bulunmalıdır. İcra mahkemesince öncelikle sözleşmenin geçerli olup olmadığı, geçerli bir sözleşme var ise haczedilen malların finansal kiralama sözleşmesine konu mallar olup olmadığı belirlenerek sonuca gidilmelidir.



Yargıtay 8. Hukuk Dairesi  2017/13607 Esas,  2020/84 Karar

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Şikayet Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili ve Davacı ... vekili taraflarından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R Asıl dosyada davacı ... vekili, hacze konu menkullerin Finansal Kiralama Sözleşmesi ile kiralandığını, sözleşmeye konu malların haczedilemeyeceğini, ödemelerinin 2016 yılı Haziran ayına kadar devam edeceğini belirterek, şikayetin kabulü ile işlemlerin iptalini istemiştir. Birleşen Isparta İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/ 180 Esas sayılı dosyası;davacı üçüncü kişi ...’nın, davalı alacaklı ... Sigorta AŞ’ ye yönelttiği istihkak davasına ilişkindir. Birleşen Isparta İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/ 188 Esas sayılı dosyası, alacaklı ... Sigorta AŞ. tarafından davalı üçüncü kişi ...’ya yöneltilen istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir. Birleşen Isparta İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/ 184 Esas sayılı dosyası, alacaklı ... Sigorta A.Ş tarafından açılan İİK'nın 97- 99 .maddelerinin uygulanmasına yönelik şikayet talebidir. Mahkemece; asıl dosyada şikayetin reddine; birleşen 2014/ 180 Esas sayılı dosyada davanın reddine, birleşen 2014/ 188 Esas sayılı dosyada, davanın kabulü ile üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine; birleşen 2014/184 Esas sayılı dosyada şikayetin kabulü ile haczin İİK'nın 96 maddesi uyarınca yapıldığının tespitine karar verilmiş, karar davacı ... ve vekalet ücreti yönünden davalı alacaklı ... Sigorta A.Ş tarafından temyiz edilmiştir. 1-Davacı ...’ın asıl dosyaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece; biçimsel anlamda bir Finansal Kiralama Sözleşmesi olsa da, borçlu adına bu sözleşmenin yapıldığı, borçlunun sözleşmede kefil olarak imzasının bulunduğu, fiili kullanımının borçlunun devirden önce kendisine sonra da Nurşen adlı üçüncü kişiye ait olduğu dikkate alındığında, haczedilmezlik şikayetinde bulunma hakkının borçlu ve ...'ya ait olduğu, kaldı ki;dava tarihi itibariyle borcun tamamının alacağın temlik edilmesi ile kapatıldığı, herhangi bir borcun bulunmadığı ve finansal kiralama sözleşmesinin hükmünü kaybettiği gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiş ise de, Finansal Kiralama Sözleşmesine ilişkin alacağın tahsili amacıyla İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2013/ 2467 ve 2012/ 4865 sayılı icra dosyalarında icra takibi yapıldığı, anılan takip dosyalarına konu alacağın İstanbul 29. Noterliğinin 11.9.2013 tarih ve 17228 yevmiye nolu temlikname ile dava dışı ...’e temlik edildiği dosya kapsamında yer alan ... Finansal Kiralama AŞ.nin 16.2.2015 havale tarihli cevabı yazısından anlaşılmaktadır. Ne var ki, alacağın temlik edilmesinin Finansal Kiralama Sözleşmesini geçersiz kılmayacağının gözardı edilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan,davacı üçüncü kişi Antalya 6. Noterliğinin 30.5.2011 tarihli 7731 yevmiye numaralı Finansal Kiralama Sözleşmesine dayanarak şikayet talebinde bulunmuş olup, anılan Finansal Kiralama Sözleşmesinde üçüncü kişi ..., kiracı olarak yer almıştır. Davacı ...’ın dayandığı Finansal Kiralama Sözleşmesinin tarihi dikkate alındığında 3226 Sayılı Finansal Kiralama Kanun’nun uygulanması gerekir. Anılan Kanun’un 19. maddesine göre, kiracının iflası veya icra takibine uğraması halinde, finansal kiralama konusu malların takibin dışında tutulmasına veya iflasta tefrikine ilgili memurca karar verileceği, bu karara karşı yedi gün içinde icra mahkemesi nezdinde şikayette bulunulabileceği öngörülmüştür. Yasa’da öngörülen bu düzenleme ile; haczedilmezlik ve istihkak prosedüründen ayrı olarak, finansal kiralama konusu malların, haciz veya iflas dışında (takip dışında) bırakılacağı kuralı getirilmiştir. Borçlu kiracı ve finansal kiralama yapan kiralayan, Yasa’nın bu hükmünden yararlanarak icra ve iflas müdürüne başvurabilirler. Ayrıca, ilgili memurun, 3226 sayılı Yasanın 19.maddesi uyarınca vereceği karara karşı da, hukuki yararı bulunan alacaklı, borçlu ve finansal malları kiralayan, memur işleminin yanlışlığını ileri sürerek 7 gün içerisinde icra mahkemesine şikayette bulunma hakkına sahiptir. Bu durumda, Anılan Kanun'un 19. maddesi uyarınca kiralayan ile icra takibine maruz kalan borçlu kiracının haczedilmezlik şikayetinde bulunabilme olanağı vardır. Ne var ki, icra takibinin tarafı olmayan üçüncü kişinin şikayet yoluna başvurmasını olanaklı kılan bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle,üçüncü kişinin şikayet başvurusunun taraf sıfatı taşımadığından reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle reddi hatalı ise de, karar sonucu itibari ile doğru olduğundan üçüncü kişinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Davacı ...’ın birleşen dosyalara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Davacı ...’ın birleşen dosyalarda taraf olmadığı anlaşıldığından birleşen dosyalara yönelik temyiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. 3- Alacaklı ...... Şirketinin vekalet ücretine yönelik temyiz incelenmesinde; Davanın esasına yönelik karar verildiğine göre; karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir. Somut olayda, takibe konu alacak miktarı 224.840 TL olup mahcuzların toplam değeri ise 159.700 TL olarak belirlenmiş, kıymet takdirine itiraz sonucunda 153.900 TL olarak tespit edilmiştir. Hal böyle iken;birleşen 2014/ 180 Esas sayılı dosyada, dava değeri 65.700 TL, birleşen 2014/ 188 Esas sayılı dosyada ise 1000,00 TL olarak gösterilmiş, dava harcı bu değerler üzerinden alınmış Mahkemece de yargılamalar boyunca harç ikmali yapılmamıştır. Öte yandan, birleşen davalara konu 16.4.2014 tarihli hacizde üçüncü kişi ... istihkak iddiasında bulunmuş olup, alacaklı vekili tarafından istihkak iddiasına karşı çıkılmış, İcra Müdürlüğü 21.4.2014 tarihli kararı ile dava açmak üzere alacaklıya 7 günlük süre verilmesine karar vermiştir. Bu karara istinaden alacaklı vekili 22.4.2014 de birleşen 2014/ 188 Esas sayılı dosyada istihkak iddiasının reddi davası açmış olup üçüncü kişi ise 2014/ 180 Esas sayılı dosya da 18.4.2014 de doğrudan istihkak davası açmıştır. Anılan dosyalarda dosya üzerinden asıl dosya ile birleştirme kararları verilerek yargılamaya asıl dosya üzerinden devam edilerek sonuçlandırılmıştır. Bu durumda, alacaklının açtığı istihkak iddiasının reddi davasınn kabulü nedeni ile nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir ise de dava değeri daha az gösterildiğinden ve harç ikmali yapılmadığından karar tarihi itibari ile yürürlükte olan AAÜT 13. maddesine göre maktu değerin aşağısında vekalet ücretine de hükmedilmeyeceğinden buna ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. Ayrıca, birleşen 2014/ 180 Esas sayılı dosyada, dava açmak üzere alacaklıya süre verilmesi, doğrudan üçüncü kişi tarafından dava açılması, yargılamanın asıl dosya üzerinden devam etmesi nedeni ile alacaklı vekiline ikinci kez vekalet ücreti hükmedilmesi doğru görülmemiş ise de, aleyhe bozma yasağı gereği bu husus bozma nedeni yapılmamış olup buna ilişkin alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. SONUÇ: Davacı ... ve davalı alacaklı ...... Şirketi vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 27,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 26,70 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, 14.01.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.




Yargıtay 12. Hukuk Dairesi         2015/12815 Esas,  2015/24910 Karar

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sarayköy İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 12/01/2015 NUMARASI : 2014/47-2015/4 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : 6361 sayılı Kanun'un 28/2. maddesinde kiracı aleyhine icra yoluyla takip yapılması hâlinde, icra memurunca finansal kiralama konusu malın takibin dışında tutulmasına karar verileceği ve icra memurunun bu kararına karşı yedi gün içinde icra mahkemesi nezdinde şikayette bulunabileceği hükme bağlanmıştır. Öte yandan, İİK.'nun 16/1. maddesinde ise; ''Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas Dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.'' düzenlemesine yer verilmiştir. Bu durumda, üçüncü şahsın 6361 sayılı Kanun'un 28/2. maddesine dayalı olarak yapacağı haczedilmezlik şikayetini İİK.'nun 16/1. maddesi uyarınca haczi öğrenme tarihinden itibaren yasal yedi günlük sürede icra mahkemesine bildirmesi zorunludur. Somut olayda, finansal kiralama konusu olduğu iddia edilen pamuk hasat makinesine Sarayköy İcra Müdürlüğü'nün 2012/399 Talimat sayılı dosyasından 10.12.2012 tarihinde haciz uygulandığı, akabinde, Denizli 5.İcra Müdürlüğünce, şikayetçi şirkete hitaben haciz tutanağı sureti de eklenmek suretiyle şikayete konu pamuk toplama makinesinin haczedildiği hususunu bildiren 28.12.2012 tarihli müzekkerenin düzenlenip gönderildiği, anılan müzekkerenin 10.01.2013 tarihinde şikayetçi 3. kişiye tebliğ edildiği, bunun üzerine, şikayetçi şirket tarafından 14.01.2013 havale tarihli dilekçeyle icra müdürlüğüne müracaat edilerek pamuk toplama makinesi üzerine konulan haczin kaldırılması ile takip dışında tutulması isteminde bulunulduğu, sözkonusu talebin 16.01.2013 tarihinde icra müdürlüğünce reddedildiği, bu kararın 04.03.2013 tarihinde şirkete tebliğ edildiği ve şikayetçi şirket tarafından 6361 sayılı Kanun'un 28/2. maddesi uyarınca pamuk toplama makinesinin haczedilemeyeceği ileri sürülerek makine üzerindeki haczin kaldırılması isteğiyle 08.03.2013 tarihinde icra mahkemesine başvurulduğu görülmektedir. Bu durumda, 3. kişi finansal kiralama şirketinin haciz işlemini en geç 10.01.2013 tarihinde öğrenmiş bulunduğu dosya kapsamıyla sabit olup; belirtilen öğrenme tarihine göre 08.03.2013 tarihinde icra mahkemesine yaptığı başvuru İİK.'nun 16/1.maddesinde öngörülen yasal yedi günlük süreden sonradır. Öte yandan, 3. kişinin icra müdürlüğüne haczin kaldırılması yönünde talepte bulunması ve icra müdürlüğünce bu konuda işlem tesis edilmesi haczedilmezlik şikayeti bakımından yeni bir hak bahşetmez. O halde, mahkemece, şikayetin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken; işin esası incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.