Vekile yapılan tebliğde muhatap avukatın adreste bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır



7201 SayılıTebligat Kanunu'nun 11. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 18. maddeleri gereğince, vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması zorunludur. Tebligat Kanunu'nun 17. ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 26. maddelerine göre; bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler o yerde bulunmadıkları takdirde, tebliğ o yerdeki daimi memur veya müstahdemlerden birine yapılır.


Vekile yapılacak tebligatlarda vekil adreste geçici olarak bulunmuyor ise tebligat vekilin çalışanlarından birine yapılabilir. Tebligat doğrudan çalışanlara yapılamaz. Tebliğ memuru öncelikle muhatap vekilin adreste bulunup bulunmadığını araştırmalıdır. Muhatap adreste bulunuyor ise tebligat muhataba yapılmalıdır. Muhatap adreste bulunmasına rağmen tebligatın çalışanlara yapılması usulsüzdür.


Muhatap vekil adreste geçici olarak bulunmuyor ise bu durum tebliğ mazbatasına şerh edilmelidir. Şerh edilmeden vekil çalışanlarına yapılan tebligat, tebligatın doğrudan çalışanlara yapıldığı anlamına geldiğinden usulsüzdür. Emsal Yargıtay kararı aşağıda paylaşılmıştır.




Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2019/13829 Esas,  2020/182 Kara


"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkeme Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Alacaklı tarafından başlatılan takipte, borçlu vekilinin, diğer iddialarının yanında satış ilanı tebliğinin usulsüzlüğü nedeniyle ihalenin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, ilk derece mahkemesince davanın reddine, ihale bedelinin %10’u oranında para cezasının davacıdan tahsiline karar verildiği, istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmektedir.

7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 18. maddeleri gereğince, vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması zorunludur. Tebligat Kanunu'nun 17. ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 26. maddelerine göre; bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler o yerde bulunmadıkları takdirde, tebliğ o yerdeki daimi memur veya müstahdemlerden birine yapılır. Bu durumda muhatabın o yerde geçici olarak bulunmadığı hususu tespit edilerek, tebligat mazbatasına şerh verilmelidir. Şerh gereğinin yerine getirilmemesi ise tebligatı usulsüz kılar.

Somut olayda borçlu vekili Av......’na gönderilen satış ilânının; "kendisine verilmek üzere aynı adreste bulunan daimi işçisi .... imzasına tebliğ tebliğ edildi" şerhi ile 17.09.2018 tarihinde tebliğ edildiği, vekile yapılan bu tebligat, tebliğ memuru tarafından muhatabın adreste bulunup bulunmadığı araştırılarak tespit edilmediğinden bir başka deyişle tebliğ işlemi 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 17. maddesi hükümlerine uygun yapılmadığından usulsüzdür (HGK'nun 30.01.2013 tarih ve 2012/6-644 E.- 2013/164 K. sayılı ilamı).

Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde satış ilanının borçlu vekiline usulsüz bir şekilde tebliğ edildiğine dair iddianın mevcut olmadığı belirtilmiş ise de; dava dilekçesi, istinaf talebi ve temyiz dilekçesinde, yapılan tebligatların usulsüz yapılmış olması sebebiyle borçlu şirketin tebligatlardan haberdar olmadığı hususunun belirtilmiş olduğu görülmekle bu yöndeki iddianın değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Buna göre İİK'nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya (varsa vekiline) tebliğ edilmelidir. Borçluya (varsa vekiline) satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi, Dairemizin süreklilik arzeden içtihatlarına göre başlı başına ihalenin feshi sebebidir.

O halde mahkemece, şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi ve istinaf başvurusunun da Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmesi isabetsiz olup, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz isteminin kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca, sayılı istinaf talebinin esastan reddine ilişkin ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 25.09.2019 tarih ve 2019/1276 Esas-2019/1869 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA ve ... 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 21.03.2019 tarih ve 2018/1004 Esas - 2019/315 Karar sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin de, Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14/01/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.