Ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayanan tapu iptal ve tescil davaları TBK 611. vd.



Ölünceye kadar bakma sözleşmesi nedir?


Ölünceye kadar bakma sözleşmeleri TBK’nın 611. vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Bakım borçlusu alacağı malvarlığına karşılık bakım alacaklısına ölünceye kadar bakmayı üstlenir. Bakım alacaklısı ise malvarlığını kendisine bakacak kişiye yani bakım borçlusuna devreder.


Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin özellikleri

  • Bakım borçlusu, bakım alacaklısı tarafından mirasçı atanmışsa, ölünceye kadar bakma sözleşmesine miras sözleşmesine ilişkin hükümler uygulanır.

  • Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, miras sözleşmesi şeklinde yapılmadıkça geçerli olmaz. Sözleşme, Devletçe tanınmış bir bakım kurumu tarafından yetkili makamların belirlediği koşullara uyularak yapılmışsa, geçerliliği için yazılı şekil yeterlidir.

  • 6098 sayılı TBK’nun 612. ve Türk Medeni Kanununun 545. maddesi gereğince resmi şekilde düzenlenmelidir. Resmi şekilde düzenlenmeyen ölünceye kadar bakım sözleşmelerine değer verilerek tapu iptali ve tescil hükmü kurulması mümkün değildir.

  • Bakım borçlusuna bir taşınmazını devretmiş olan bakım alacaklısı, haklarını güvence altına almak üzere, bu taşınmaz üzerinde satıcı gibi yasal ipotek hakkına sahiptir.

  • Bakım alacaklısı, sözleşmenin kurulmasıyla bakım borçlusunun aile topluluğuna katılmış olur.

  • Bakım borçlusu, almış olduğu malların değerine ve bakım alacaklısının daha önce sahip olduğu sosyal durumuna göre hakkaniyetin gerektirdiği edimleri, bakım alacaklısına ifa etmekle yükümlüdür. Bakım borçlusu, bakım alacaklısına özellikle uygun gıda ve konut sağlamak, hastalığında gerekli özenle bakmak ve onu tedavi ettirmek zorundadır.


Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde muvazaa


Ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaalı olarak yapıldığı her zaman ileri sürülebilir. Kısaca ifade etmek gerekirse, muvazaa irade ile beyan arasında kasten yaratılmış aykırılıktır. Böyle bir savunma ileri sürülmüşse, mahkemece dayanılan sözleşmedeki tarafların gerçek ve müşterek amaçlarının Borçlar Kanununun 19. maddesi hükmünden yararlanarak açıklığa kavuşturulması gerekir. Zira bu gibi durumlarda ölünceye kadar bakım sözleşmesinin ivazlı olarak (bedel karşılığı) değil de bağış amaçlı veya mirasçıların bazılarından mal kaçırmak amacı ile yapıldığı kabul edilmelidir.


Ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayanan tapu iptal ve tescil davalarında iddia ve ispat


Bakım borçlusu tarafından kanunda belirtilen bakıp gözetme yükümlülüğünün yerine getirilmesi halinde ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflarına kişisel hak sağladığı için bakım borçlusu ya da onun külli halefleri, bakım alacaklısının mirasçılarına karşı tapu iptali ve tescil davası açabilirler.


Açılan davada bakım alacaklısı mirasçılarının, bakım borçlusunun edimini yerine getirmediği savunması, sözleşmenin bakım borcu yerine getirilmediği iddiasıyla feshini isteme hakkı, bakım alacaklısının sağlığında kullanması gereken bir hak olduğundan dinlenmez.


Ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayanan tapu iptal ve tescil davalarında davacı konumundaki bakım alacaklılarının varisleri ancak sözleşmenin muvaazalı olduğuna veya şekil şartlarına uyulmadığından sözleşmenin geçersiz olduğuna yönelik iddialarda bulunması ve bu iddialarını ispatlamaları gerekir.



Örnek Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi


DÜZENLEME ŞEKLİNDE ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİ

İkibinonyedi yılı Haziran ayının yirmiyedinci günü, Pazartesi 27.06.2017

Aşağıda mühür ve imzası bulunan ben Seyhan ADANA adresindeki dairemde görev yaparken yanıma gelen ve Adana Ruh Sağlığı Hastanesi tarafından 184 no ile verilen raporunu ibraz eden ve yine gösterdiği Adana Nüfus Müdürlüğü'nden verilmiş Nüfus Cüzdanına göre Adana ili, Seyhan ilçesinde kayıtlı olup, baba adı Ahmet, ana adı Hatice doğum tarihi 1944 olan ve halen Seyhan ADANA adresinde oturduğunu, okuryazar olmadığını söyleyen, .... T.C. kimlik numaralı Mehmet U.. bana başvurarak Ölünceye Kadar Bakma sözleşmesi düzenlenmesini istedi.


İlgilinin bu işlemi yapma yeteneğinin bulunduğunu ve okuryazar olmadığını, kısıtlı olmadığını beyanlarından anladım.


Yanlarında gelen ve gösterdiği Seyhan Nüfus Müdürlüğü'nden verilmiş , Nüfus Cüzdanına göre Adana ili, Seyhan ilçesinde kayıtlı olup, baba adı Ali, ana adı Meryem doğum tarihi 02.01.1979 olduğu anlaşılan ve .... T.C. kimlik numaralı ve halen Seyhan ADANA adresinde oturduğunu söyleyen, Tevfik A.. ile, gösterdiği Bornova Nüfus Müdürlüğü'nden verilmiş fotoğraflı Nüfus Cüzdanına göre Adana ili, Sarıçam ilçesi, Sarıçam nüfusuna kayıtlı olup, baba adı Ömer, ana adı Fatma doğum tarihi 01.02.1986 olduğu anlaşılan ve ....T.C. kimlik numaralı ve halen Sarıçam Adana adresinde oturduğunu söyleyen, Oğuzhan Ö.. tanık olarak geldiklerini söylediler. Her iki tanık birlikte "Bizlerin Türk Medeni Kanununun 536.maddesindeki yasaklı hallerimizin bulunmadığını kabul ve beyan ederiz" demeleri üzerine kendilerinin tanıklığa engel hallerinin olmadığını anladım.


İlgililerin, kimlikleri hakkında ibraz ettikleri belgelerden ve tanıkların beyanlarından kanı sahibi oldum.


Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi yapmak isteyen (Bakılacak) Mehmet U. şu suretle söze başladı:

Bilcümle muris ve muris evellerimden diğer vereseler meyanında bana da irsen ve teselsülen intikal etmiş veya edecek olan: Adana ili Seyhan ilçesi Küçük dikili Mahallesinde kain ve Tapunun 10 Pafta, 214 Parsel nosunda kayıtlı olan arsa cinsindeki gayrimenkulün üzerindeki her türlü hak ve hissemin tamamını mirasçılık belgelerine göre adıma intikal ettirmeye ve tescillerini yaptırmaya iştirak halindeki mülkiyeti müşterek mülkiyete çevirmeye ve hissedarlık esasını kabule, bu konularla ilgili tapu sicil müdürlüğü veya takrir almaya, yetkili memuru huzurunda namıma intikal ve tescil takrirleri vermeye ve kabule, tescil talebinde bulunmaya, tapu defteri ve sicilatını imzalamaya, cins tashihi yaptırmaya, tapu senetlerini almaya, veraset ve intikal vergilerini ve emlak vergilerini ödemeye, beyannamelerini tanzim ederek ilgili mercilere sunmaya, iade edilecek kısımlarını geri almaya, tapu ve nüfus kayıtlarındaki yanlışlıkları idari yollardan düzeltmeye, yukarıda belirttiğim konularla ilgili her türlü yasal işlemleri benden farksız olarak ilgili tüm resmi makam ve merciler önünde yapmaya ve imzalamaya, Yukarıdaki tapu bilgileri belirtilmiş olan gayrimenkuller zerindeki her türlü hak ve hisselerimi tapuları adıma çıktıktan sonra ve;


Adana ili Seyhan ilçesi Küçük dikili Mahallesinde kain ve Tapunun 10 Pafta, 214 Parsel nosunda kayıtlı olan arsa cinsindeki gayrimenkulün üzerindeki her türlü hak ve hisselerimi beni kendi evinde yaşatması, uygun bir şekilde beslemesi, giydirmesi, hastalandığımda doktor getirerek veya beni doktora veya hastaneye götürerek tedavi ettirmesi, beni ölünceye kadar koruyup gözetmesi, bakıp beslemesi şartı ile gelinim olan Açelya kızı İzmir-1950 doğumlu olan Serpil M.'ye temlik ettim. Serpil M’in işbu taşınmazın benim sağlığımda dilediği zaman intikal ve tescil işlemlerini yaptırmasına, kendi adına kayıt ve tescil ettirmesine ve tapusunu almasına rıza ve muvafakat ettiğimi beyan ederim.'' diye sözlerini bitirdi.


Diğer taraf (Bakacak) Abdullah kızı Adana-1950 doğumlu olan Serpil M. şu suretle söze başladı:

"Ben de yukarıda yazılı olduğu şekil ve şartlarla bana temlik edeceği gayrimenkul karşılığında Mehmet U'ye ölünceye kadar bakacağımı, evimde koruyup gözeteceğimi, gözeteceğimi, hastalandığında tedavisini yaptıracağımı, kendisinin sağlığı ile yakından ileneceğimi, sağlığında ilgili Tapu Müdürlüğüne'ne müracaatla yukarıda tapu bilgileri yazılı olan gayrimenkülu kendi adıma kayıt ve tescil işlemlerini yaptıracağımı kabul ve beyan ederim." diye sözlerini bitirdi. Yazılan sözleşme tanıklar önünde ilgililere okundu. İlgililerin, yazılanların gerçek istekleri olduğunu tanıklar yanında söylemeleri üzerine sözleşmenin altına ilgililerin sol el başparmak izleri bastırılarak, tarafımdan imzalandı, mühürlendi, İkibinonyedi yılı Haziran ayının yirmiyedinci günü, Pazartesi 27.06.2017 Ölünceye Kadar Bakma sözleşmesinin Bakılacak Mehmet U. ile Bakacak Serpil M'ye önümüzde okunduğunu, ilgililerin, yazılanların gerçek isteklerine uygun olduğunu beyan ettiklerini ve kendilerinin bu işlemi yapmaya yeterli (tasarrufa ehil) gördüğümüzü bildiririz, İkibinonyedi yılı Haziran ayının yirmiyedinci günü, Pazartesi 27.06.2017


Yazılan bu Ölünceye Kadar Bakma sözleşmesinin altına bakılacak Abdullah kızı Adana-1950 doğumlu olan Serpil M, Bakılacak Mehmet U.'nun sol el başparmak izleri alındı, tanık Tevfik A.., tanık Oğuzhan Ö. ve ben noter tarafından imzalandı, mühürlendi ”





Örnek Yargıtay Kararları;

“… Dava, ölünceye kadar bakım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Davalılar, bakım borçlusu davacının edimlerini yerine getirmediğini, sözleşmenin muvazaalı olarak yapıldığını, davanın reddini savunmuştur.


Mahkemece, dava konusu taşınmaz tapuda üçüncü bir kişi adına kayıtlı olduğundan ve esasen bakım alacaklısı davacı, bakım borçlusunun eşi olup eşlerin birbirleriyle ilgilenmesi zorunlu bulunduğundan söz edilerek dava reddedilmiştir.

Hükmü, davacı temyiz etmiştir.

Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflara hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerden olup, bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığında, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları mülkiyeti geçirme borcu ile yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açılabilir.


Kaynağını Borçlar Kanununun 511. ve devamı maddelerinden alan ölünceye kadar bakım sözleşmeleri, anılan kanunun 512. ve Türk Medeni Kanununun 545. maddesi gereğince resmi şekilde düzenlenmelidir. Resmi şekilde düzenlenmeyen ölünceye kadar bakım sözleşmelerine değer verilerek tapu iptali ve tescil hükmü kurulması mümkün değildir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 6.2.2008 tarihli ve 2008/14-70 2008/104 sayılı kararı)


Bakım borçlusunun bakıp gözetme yükümlülüğü aksi kararlaştırılmadığı sürece, bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp ikametgâh temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsar. Bu görevlerin yerine getirilmesi halinde ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflarına kişisel hak sağladığı için tapu iptali ve tescil davasını bakım borçlusu ya da onun külli halefleri bakım alacaklısının mirasçılarına karşı açabilirler. Bakım borçlusu ile bakım alacaklısının karı-koca olmaları aktin geçerliliğine etkili değildir.


Diğer taraftan açılan davada bakım alacaklısı mirasçılarının, bakım borçlusunun edimini yerine getirmediği savunması, Borçlar Kanununun 517. maddesi uyarınca bakım alacaklısının sağlığında kullanması gereken bir hak olduğundan mirasçıların bu şekilde savunmaları dinlenemez.


Bunlardan ayrı, incelenen tapu kaydından 7804 ada 7 sayılı parsel üzerindeki yapıda kat irtifakının kurulduğu, C Bloktaki 8 numaralı bağımsız bölümün bakım alacaklısı Ö. A. adına kayıtlı olduğu da görülmektedir.


Mahkemece, eldeki uyuşmazlığın yukarıdan beri yapılan saptamalar doğrultusunda değerlendirilerek bir hüküm kurulması yerine, dava yasaya uygun düşmeyen bazı nedenlerle reddedildiğinden karar bozulmalıdır.” (Y. 14. H.D. 31.05.2011 T. 2011/3145 E. 2011/7038 K.)

“… Dava, ölünceye kadar bakım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Bakım alacaklısının mirasçılarından Numan, Hüseyin ve Cemal, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaalı düzenlendiğini, sözleşmenin iptalini talep etmiş, dava dosyası eldeki dava ile birleştirilmiştir.


Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmü birleşen davanın davacısı C.M. temyiz etmiştir.

Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflara hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerden olup, bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığında, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları mülkiyeti geçirme borcu ile yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açılabilir.


Bakım borçlusunun bakıp gözetme yükümlülüğü aksi kararlaştırılmadığı sürece, bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp konut temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsar. Bu görevlerin yerine getirilmesi halinde ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflarına kişisel hak sağladığı için tapu iptali ve tescil davasını, bakım borçlusu ya da onun külli halefleri bakım alacaklısının mirasçılarına karşı açabilirler.


Kuşkusuz, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaalı olarak yapıldığı her zaman ileri sürülebilir. Nitekim birleştirilen davada bu husus çekişme konusu yapılmıştır.


Kısaca ifade etmek gerekirse, muvazaa irade ile beyan arasında kasten yaratılmış aykırılıktır. Böyle bir savunma ileri sürülmüşse, mahkemece dayanılan sözleşmedeki tarafların gerçek ve müşterek amaçlarının Borçlar Kanununun 18. maddesi hükmünden yararlanarak açıklığa kavuşturulması gerekir. Zira bu gibi durumlarda ölünceye kadar bakım sözleşmesinin ivazlı olarak (bedel karşılığı) değil de bağış amaçlı veya mirasçıların bazılarından mal kaçırmak amacı ile yapıldığı kabul edilmelidir.


Somut olaya gelince; bakım alacaklısının, bakım borcuna karşılık davacıya 43 ada 13, 46 ada 15, 54 ada 1, 2, 3, 4, 5 parsel, 45 ada 12 parsel, 44 ada 12 parsel, 43 ada 25 sayılı parsellerin mülkiyetini geçirme taahhüdünde bulunduğu, ayrıca 13.08.1999 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmesinin 2. sayfasında bakım alacaklısının aynen “… maliki bulunduğum İnebolu Y. H. Bağı mahallesi Yeşilöz sokak No.83.’de bulunan taşınmazımın ve İnebolu ilçesi ve köyleri hudutlarındaki bilumum tapulu ve tapusuz taşınmazları ve yine muris ve murisi evvellerinden bana intikal eden veya edecek olan Kastamonu, İnebolu ve köyleri hudutları dahilinde bulunan bilumum taşınmazlardaki hak ve hisselerimi bana ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, hastalandığımda tedavi ettirmeyi, sağlığımda her türlü ihtiyaçlarımı karşılamayı ve ölümüm halinde cenazemi kaldırmasına karşılık olarak Mehmet oğlu, 1951 doğmuş A.Ş.’ye veriyorum…” sözlerinin yazıldığı anlaşılmaktadır.


Görülüyor ki, bakım borçlusu, tüm malvarlığını bakım alacaklısına bırakmıştır. Bu olgu, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin ivazlı olarak (bedel karşılığı) değil de bağış amaçlı veya mirasçıların bazılarından mal kaçırmak amacı ile yapıldığının kabulünü gerektirir. Başka bir ifadeyle, ölünceye kadar bakma sözleşmesi hüküm ve sonuç meydana getirmez.


Mahkemece, bu saptama doğrultusunda asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davacının murise bakıp gözettiğinden söz edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından, karar bozulmalıdır.” (Y. 14. H.D. 14.04.2011 T. 2011/3428 E. 2011/4933 K.)


Örnek Yargıtay Kararları;

“… Dava, ölünceye kadar bakım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Davalı bakım alacaklısının mirasçıları, sözleşmenin muvazaalı düzenlendiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmü davacı temyiz etmiştir.

..........

Kuşkusuz, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaalı olarak yapıldığı her zaman ileri sürülebilir.

Kısaca ifade etmek gerekirse, muvazaa irade ile beyan arasında kasten yaratılmış aykırılıktır. Böyle bir savunma ileri sürülmüşse, mahkemece dayanılan sözleşmedeki tarafların gerçek ve müşterek amaçlarının Borçlar Kanununun 18. maddesi hükmünden yararlanarak açıklığa kavuşturulması gerekir. Zira bu gibi durumlarda ölünceye kadar bakım sözleşmesinin ivazlı olarak (bedel karşılığı) değil de bağış amaçlı veya mirasçıların bazılarından mal kaçırmak amacı ile yapıldığı kabul edilmelidir. Böyle olunca da uyuşmazlıkta 1.4.1974 tarihli ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uygulama yeri bulur.


O halde mahkemece yapılması gereken iş, tarafların gerçek iradelerinin açıklığa kavuşturulması bakımından içtihadı birleştirme kararında sözü edilen yönteme uygun inceleme ve araştırma yapmak, oluşacak sonuç doğrultusunda bir hüküm kurmak olmalıdır...” (Y. 14.H.D. 04.10.2010 T. 2010/8682 E. 2010/9642 K.)


“… Dava, ölünceye kadar bakım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Bakım alacaklısı mirasçıları sözleşmenin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldığını, tarafların gerçek iradelerini yansıtmadığını, açılan davanın reddini ve karşı davada ise muvazaalı şekilde düzenlenmiş olması nedeniyle 02.06.2005 ile 19.04.2006 tarihinde düzenlenen ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin iptalini talep etmiştir.


Mahkemece, davayı kabul ettiklerinden davalılardan Nuray ve Feray aleyhlerine açılan davanın kabulüne, diğer davalılar hakkındaki davanın reddine, asıl davada sorun çözülmüş olduğundan karşı dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.


Hükmü davacı Hatice, davalılardan Feray, M. Tülay ve B.Gülay temyiz etmiştir.

Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflara hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerden olup, bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığında, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları mülkiyeti geçirme borcu ile yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açılabilir.


Bakım borçlusunun bakıp gözetme yükümlülüğü aksi kararlaştırılmadığı sürece, bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp konut temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsar. Bu görevlerin yerine getirilmesi halinde ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflarına kişisel hak sağladığı için tapu iptali ve tescil davasını, bakım borçlusu ya da onun külli halefleri bakım alacaklısının mirasçılarına karşı açabilirler.


Kuşkusuz, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaalı olarak yapıldığı her zaman ileri sürülebilir.

Kısaca ifade etmek gerekirse, muvazaa irade ile beyan arasında kasten yaratılmış aykırılıktır. Böyle bir savunma ileri sürülmüşse, mahkemece dayanılan sözleşmedeki tarafların gerçek ve müşterek amaçlarının Borçlar Kanununun 18. maddesi hükmünden yararlanarak açıklığa kavuşturulması gerekir. Zira bu gibi durumlarda ölünceye kadar bakım sözleşmesinin ivazlı olarak (bedel karşılığı) değil de bağış amaçlı veya mirasçıların bazılarından mal kaçırmak amacı ile yapıldığı kabul edilmelidir.


Somut olaya gelince;

Davalıların miras bırakanı N.E. sözleşmelerin yapıldığı tarihlerde 60 yaşlarındadır. Tüm dosya içeriğinden bakım ihtiyacı içerisinde olmadığı, yaşamını torunu olan davacı Hatice ile geçirdiği, elinde kalan malvarlığının çekişme konusu 7118 ada 1 parsel ve 1593 sayılı parseldeki 2 no’lu bağımsız bölüm ile dava konusu yapılmayan 237 ada 136 sayılı parseldeki hissesinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Görülüyor ki, muris malvarlığının önemli bir kısmını davacı ile birlikte yaşadığı dönemde ve sağlığında elinden çıkartmış, kalan son malvarlığı için bakım ihtiyacı olmadığı halde torunu olan davacı Hatice ile ayrı ayrı ölünceye kadar bakma sözleşmeleri düzenlemiştir. Yapılan bu saptamalar ölünceye kadar bakım sözleşmelerinin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldığını göstermektedir. Mahkemece bu olgular gözetilmek suretiyle asıl davanın reddedilmiş olunmasında yasaya bir aykırılık bulunmadığından davacı Hatice ile davalılardan Feray’ın temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.


Davalılar B.Gülay ve Tülay’ın temyiz itirazlarına gelince;

Karşı davada 2.6.2005 ve 19.4.2006 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin iptali talep edilmiştir. Anılan sözleşmelerin iptalini talepte bakım alacaklısı mirasçılarının hukuki yararı bulunmaktadır. Asıl davanın reddedilmiş olması sözleşmelerin iptali davasını da çözmez. Bu bakımdan karşı dava konusu talepler hakkında da HUMK’nun 72. ve 74. maddeleri gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken davayı çözümsüz bırakacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Karar bu nedenle bozulmalıdır.” (Y. 14. H.D. 15.02.2011 T. 2010/13169 E. 2011/1739 K.)