Tapu iptal ve tescil kararının kesinleştiği tarihten sonra konulan hacizlerin kaldırılması gerekir




Yargıtay 12.Hukuk Dairesi 21.11.2013, 23539/37017


İcra ve İflas Kanunu’nda haczin yenilenmesi müessesesi bulunmadığından taşınmaz üzerine konan her haciz yeni bir haciz olarak değerlendirilmelidir.


Taşınmazlar üzerine şikayetçi lehine verilen tapu iptal ve tescil kararının kesinleştiği tarihten sonra konulan hacizlerin kaldırılması gerekir.


Şikayetçinin icra mahkemesine başvurusunda satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak açtığı tapu iptal ve tescil davasının kabul edilerek taşınmazların adına tesciline karar verildiğini ileri sürerek hacizlerin kaldırılmasını istediği anlaşılmıştır.


Taşınmaz üzerine konulan haczin kaldırılması istemi icra memurunun işlemine yönelik şikayet mahiyetinde olduğundan şikayet koşulları doğrultusunda çözümlenmesi gerekir (HGK’nun 24.09.1997 tarih 1997/15-461 E. 1997/729 K.; HGK’nun 13.06.2001 tarih ve 2001/12-461 E. 2001/516 K.; HGK’nun 31.03.2004 tarih ve 2004/12-198 E. 2004/183 K.).


Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi tapu kütüğüne şerh edilmiş olsa dahi bu kişi adına tescil işlemi gerçekleşmedikçe mülkiyetin intikalini sağlamaz. Tapu Kanununun 26. maddesi uyarınca sicile şerh verilen satış vaadi sözleşmesi 5 yıl süreyle 3. kişilere karşı ileri sürülebilir. Bu nedenle, haczin kaldırılması için anılan süre içerisinde tescil davası açılması ve 3. kişi adına taşınmazın tescil işleminin tamamlanması zorunludur.


Somut olayda 136 ada 14 nolu parsel sayılı taşınmazın tapu sicillerine 11.07.2006 tarihinde satış vaadi şerhinin işlendiği, tapu iptal ve tescil davasının ise bu tarihten itibaren 5 yıllık süre içinde açıldığı ve şikayetçi adına tescile karar verildiği görülmektedir.


Bu nedenle 136 ada 14 nolu parsel sayılı taşınmaz yönünden satış vaadi şerhinden sonra konulan hacizlerin kaldırılması gerekir.


Öte yandan İcra ve İflas Kanunu’nda haczin yenilenmesi müessesesi bulunmadığından taşınmaz üzerine konan her haciz yeni bir haciz olarak değerlendirilmelidir.


Hukuk Genel Kurulu 'nun 07.04.2004 tarih ve 2004/12-210 E. 2004/208 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, taşınmazın borçlunun borcu nedeniyle haciz edilebilmesi için haciz tarihinde borçlunun adına kayıtlı olması zorunludur. Bir başka deyişle; haciz tarihinde takipte taraf olmayan 3.kişiye ait olan taşınmazın borçlunun borcu için haczi mümkün bulunmamaktadır.

Medeni Kanun'un 705. maddesi uyarınca mülkiyetin tescilden önce kazanılmasına yol açan nedenlerden biriside mahkeme kararıdır. Bu sebeple taşınmaz borçlu adına kayıtlı olsa bile üçüncü kişi adına verilen tapu iptal ve tescil kararı kesinleştiği tarihte mülkiyet üçüncü kişiye geçer. Bunun için tescil şart değildir.


Şu hale göre taşınmazlar üzerine şikayetçi lehine verilen tapu iptal ve tescil kararının kesinleştiği tarihten sonra konulan hacizlerin kaldırılması gerekir.


O halde mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile istemin tümden reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.