Arama Sonuçları
Boş arama ile 116 sonuç bulundu
- Adana Boşanma Avukatı: Haklarınızı Bilin, Süreci Doğru Yönetin
Adana Boşanma Avukatı Boşanma süreci, yalnızca duygusal değil aynı zamanda hukuki anlamda da oldukça hassas ve teknik bir dönemdir. Tarafların hak kaybına uğramaması, çocukların velayetinin adil şekilde belirlenmesi ve mal paylaşımı gibi birçok konu, profesyonel bir destek gerektirir. Adana’da boşanma avukatı arayışınızda doğru adımlarla ilerlemeniz hem sürecin sağlıklı yönetilmesini sağlar hem de zaman kaybını önler. Adana’da Boşanma Davaları Nasıl İşler? Adana, büyük nüfuslu şehirlerden biri olduğundan Aile Mahkemelerinde görülen dava sayısı da oldukça fazladır. Bu sebeple Adana’da boşanma davaları yoğunluk nedeniyle aylar sürebilir. Ancak iyi bir avukat desteğiyle bu süreç daha hızlı ve hak kaybı olmadan sonuçlandırılabilir. Boşanma Davası Türleri Anlaşmalı Boşanma Eşlerin tüm konularda anlaşması ile tek celsede sonuçlanabilir. Çekişmeli Boşanma Velayet, nafaka, tazminat, mal paylaşımı gibi konularda anlaşmazlık varsa, taraflar mahkemede taleplerini ileri sürer. Boşanma Avukatının Görevleri Nelerdir? Dava dilekçesinin hazırlanması Delillerin sunulması Mahkeme sürecinin takibi Nafaka, velayet, mal paylaşımı gibi konularda müvekkilini temsil etmek Gerekli istinaf ve temyiz başvurularının yapılması Adana’da Boşanma Davası Açmak İçin Gerekli Belgeler Nüfus cüzdanı fotokopisi Evlilik cüzdanı Varsa çocukların kimlik fotokopileri Delil ve tanık listeleri Dava dilekçesi 🙋♂️ Sıkça Sorulan Sorular (SSS) 1. Boşanma davası Adana'da hangi mahkemeye açılır? Aile Mahkemesi’ne açılır. Adana Adliyesi’nde birden fazla Aile Mahkemesi bulunmaktadır. 2. Anlaşmalı boşanma davası kaç günde sonuçlanır? Tüm belgeler tam ise ve taraflar duruşmaya katılmışsa genellikle tek celsede sonuçlanır. 3. Çekişmeli boşanma ne kadar sürer? Delillerin sunulmasına, tanık sayısına ve mahkeme yoğunluğuna göre değişmekle birlikte 6 ay ile 2 yıl arasında sürebilir. 4. Boşanma davasında çocukların velayeti nasıl belirlenir? Çocuğun üstün yararı dikkate alınarak; yaş, eğitim, bakım koşulları gibi etkenlerle birlikte karar verilir. 5. Nafaka talebi ne zaman yapılır? Dava dilekçesiyle birlikte veya dava süresince her aşamada nafaka talep edilebilir. 6. Adana’da boşanma avukatı tutmak zorunlu mu? Hukuken zorunlu değildir; ancak sürecin teknik olması nedeniyle profesyonel destek önerilir. 7. Anlaşmalı boşanma için protokol şart mı? Evet. Mal paylaşımı, nafaka, velayet gibi konuların yazılı olduğu protokol gereklidir. 8. Hangi durumlar boşanma sebebidir? Zina, terk, şiddet, aldatma, hakaret, ekonomik şiddet ve evlilik birliğinin sarsılması gibi durumlar geçerli sebeplerdir. 9. Boşanma davası açmadan önce ayrı yaşamak gerekir mi? Hayır. Ancak bazı boşanma nedenleri (örneğin terk) için belirli bir ayrı yaşama süresi gerekebilir. 10. Ortak ev boşanma süresince kimin olur? Geçici olarak mahkeme bir eşe tahsis edebilir. Bu durum dava bitene kadar geçerlidir. 11. Adana’da boşanma davası açmanın maliyeti nedir? Avukatlık ücreti, harçlar ve giderler dâhil olmak üzere, davanın türüne göre değişkenlik gösterir. Detaylı bilgi için avukata danışmak en doğrusudur. 12. Boşanma sonrası mal paylaşımı nasıl olur? Mal rejimi (edinilmiş mallara katılma) esas alınır. Evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır. 13. Tazminat ne zaman talep edilir? Maddi ve manevi tazminat, karşı taraf kusurlu ise talep edilebilir. 14. Boşanma davası devam ederken başka dava açılabilir mi? Evet. Velayet değişikliği, nafaka artırımı gibi bazı konularda ayrı dava açılabilir. 15. Adana'da boşanma avukatı seçerken nelere dikkat edilmeli? Deneyimi, iletişimi, daha önce benzer davalarda elde ettiği sonuçlar ve hukuki bilgi seviyesi dikkate alınmalıdır. Bu yazı, Adana ilinde boşanma süreciyle ilgili temel konuları sade bir dille açıklamakta ve haklarınızı öğrenmenize katkı sağlamaktadır. 🔹 Daha fazla bilgi ve danışmanlık için:📞 0535 337 37 07✉️ mehmetumuterdem@gmail.com🌐 www.avumuterdem.com
- İcra Takibinde Kıymet Takdiri ve İtiraz Süreci – Adana Avukat Rehberi
⚖️ Kıymet Takdirine İtiraz Nedir? Nasıl Yapılır? İcra takiplerinde borçlunun mal varlığına el konulduğunda, bu malların bir değer tespiti yapılır. Bu işleme “kıymet takdiri” denir. Ancak bu tespit her zaman doğru ve adil olmayabilir. İşte bu durumda borçlunun veya ilgilinin başvurabileceği önemli bir hukuki yol vardır: Kıymet takdirine itiraz. 📌 Kıymet Takdiri Nedir? İcra dairesi tarafından haczedilen mal veya taşınmazın, satış öncesi bilirkişi raporuyla değerinin belirlenmesine kıymet takdiri denir. Bu işlem genellikle bilirkişi aracılığıyla yapılır. Taşınmazlarda mahkeme kararı olmaksızın icra müdürlüğü tarafından başlatılır. Hatalı değer belirlemesi, malın değerinden çok daha ucuza satılmasına yol açabilir. 📝 Kıymet Takdirine İtiraz Nasıl Yapılır? İcra İflas Kanunu m. 128/a gereğince kıymet takdirine itiraz şu şekilde yapılır: Adım Açıklama Süre Raporun tebliğinden itibaren 7 gün içinde Yetkili Mahkeme Haczi yapan yer İcra Hukuk Mahkemesi Başvuru Usulü Yazılı dilekçe ile İtiraz Gerekçeleri Eksik değer belirlenmesi, yanlış değerlendirme yöntemi, bilirkişi hataları ⚠️ Süre hak düşürücü olduğu için kaçırılmamalıdır. 🧾 Kıymet Takdirine İtirazın Sonuçları İtiraz haklı bulunursa yeni bir bilirkişi incelemesi yapılır. Malın değeri yeniden belirlenir. Bu durum borçlunun zarar görmesini önler, satış bedelini yükseltebilir. Aynı zamanda alacaklı da daha yüksek tahsilat sağlar. 🙋♂️ Sıkça Sorulan Sorular (SSS) 1. Kıymet takdiri nedir? Kıymet takdiri, icra takibi sırasında haczedilen malın satışa çıkmadan önce bilirkişi tarafından değerinin belirlenmesidir. 2. Kıymet takdirine itiraz nedir? Kıymet takdiri sonucunda belirlenen değerin hatalı olduğunu düşünen kişi tarafından yapılan ve icra hukuk mahkemesinde açılan şikayet yoludur. 3. Kıymet takdirine nasıl itiraz edilir? İcra dairesinden tebliğ edilen değer tespitine karşı 7 gün içinde dilekçeyle yetkili icra hukuk mahkemesine başvurularak itiraz edilir. 4. Kıymet takdirine itiraz süresi kaç gündür? Tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde itiraz edilmelidir. Süre hak düşürücüdür. 5. Kıymet takdirine kimler itiraz edebilir? Borçlu, alacaklı, rehin sahibi ya da haczedilen mala ilişkin menfaati bulunan herkes itiraz edebilir. 6. Hangi gerekçelerle kıymet takdirine itiraz edebilirim? Eksik ya da yanlış değer tespiti, bölgedeki emsal fiyatların dikkate alınmaması, bilirkişi hataları gibi nedenlerle itiraz mümkündür. 7. Kıymet takdiri itirazı yapılmazsa ne olur? Belirlenen değer kesinleşir ve satış bu bedel üzerinden yapılır. Düşük bedelle satış borçlunun zarara uğramasına yol açabilir. 8. Kıymet takdirine itiraz edilmesi satış işlemini durdurur mu? Hayır. Ancak mahkeme, kararını satıştan önce verirse sonuçları etkileyebilir. Bu nedenle hızlı davranmak önemlidir. 9. İtirazın kabul edilmesi hâlinde ne olur? Mahkeme bilirkişi incelemesini iptal eder, yeni bilirkişi tayin ederek malın değerini yeniden belirler. 10. Kıymet takdirine karşı yapılan itiraz masraflı mıdır? Harç ve bilirkişi ücreti gibi bazı giderler söz konusu olabilir. Ancak itirazın kabulü hâlinde bu masraflar karşı tarafa yüklenebilir. 11. Kıymet takdiri tebliğ edilmezse süre işlemeye başlar mı? Hayır. Tebliğ gerçekleşmeden süre başlamaz. Sürenin işlemesi için usule uygun tebligat şarttır. 12. İtiraz reddedilirse tekrar başvuru yapılabilir mi? Hayır. Aynı kıymet takdiri raporuna karşı bir kez itiraz hakkı vardır. Kararın kesinleşmesiyle yeni başvuru imkânı ortadan kalkar. 13. Kıymet takdirine itiraz ederken avukat tutmak zorunlu mudur? Zorunlu değildir ancak sürecin hukuki teknikleri nedeniyle bir avukatla hareket edilmesi tavsiye edilir . 14. Kıymet takdirine itiraz için hangi belgeler gerekir? Tebliğ edilen kıymet takdiri raporu, varsa emsal satış örnekleri, ekspertiz raporları ve gerekçeli itiraz dilekçesi yeterlidir. 15. Adana’da kıymet takdirine itiraz için hangi mahkemeye başvurulmalıdır? Haciz işleminin yapıldığı icra dairesinin bağlı olduğu Adana İcra Hukuk Mahkemesi yetkilidir. 📍 Adana’da Kıymet Takdirine İtiraz Sürecinde Hukuki Destek Av. Mehmet Umut ERDEM olarak Adana'da icra dosyalarında mal varlığı değer tespitleri ve itiraz süreçlerinde müvekkillerimize profesyonel destek sunuyoruz. Süreçleri titizlikle takip ederek mal kaybı riskini en aza indiriyoruz.
- Haczedilmezlik Nedir? | Hangi Mallar Haczedilemez? – Adana Rehberi
Haczedilmezlik Nedir? İcra takibine maruz kalan borçlular için en önemli yasal güvencelerden biri haczedilmezlik hakkıdır. Türk hukukunda bazı mal ve hakların haczi, borç ne olursa olsun yasaklanmıştır. Bu yazımızda, haczedilmezlik nedir, hangi mallar haczedilemez, nasıl şikayet edilir gibi soruları detaylıca ele alacağız. 📌 Haczedilmezlik Nedir? Haczedilmezlik , borçlunun bazı mal ve haklarının icra takibine rağmen haczedilememesi anlamına gelir. Bu durum, borçlunun asgari yaşam koşullarını sürdürebilmesi için hukuk düzeni tarafından sağlanan bir korumadır. Bu hak, İcra ve İflas Kanunu’nun 82. ve 83. maddelerinde düzenlenmiştir. 🛡️ Haczedilemeyen Mallar Nelerdir? 🔹 İcra ve İflas Kanunu Madde 82 Gereği Tamamen Haczedilemeyen Mallar Mal veya Hak Türü Açıklama Zorunlu ev eşyaları Buzdolabı, ocak, tek televizyon, çamaşır makinesi vb. Mesleki araçlar Terzinin dikiş makinesi, marangozun testere takımı gibi geçim araçları Haline münasip tek konut Borçlunun ve ailesinin yaşamını sürdürdüğü tek ev Tohumluk ve çiftçi malzemesi Küçük çiftçinin üretiminde zorunlu olarak kullandığı hayvan, tohum, araçlar İki aylık yiyecek ve yakacak Borçlunun ailesiyle geçineceği asgari ihtiyaçları Emekli maaşı, burs, sosyal yardımlar 5510 sayılı Kanun kapsamındaki gelirler Devlet malları Hazineye, köye, belediyeye ait tapu kayıtlı mallar 🔸 Kısmen Haczedilebilen Gelirler (İİK md. 83) Gelir Türü Haczedilebilir Oranı Maaş / Ücret En fazla %25 Emekli maaşı Talep olmaması hâlinde %25'e kadar Nafaka geliri Genellikle haczedilemez Prim / İkramiye Maaşla aynı oranda 📝 Haczedilmezlik Şikayeti Nasıl Yapılır? Eğer haczedilemeyen bir mala haciz uygulanmışsa, borçlunun buna karşı itiraz hakkı vardır. Bu itiraz, "haczedilmezlik şikayeti" adıyla İcra Hukuk Mahkemesi'ne yapılır. Başvuru Süreci: Adım Açıklama Şikayet süresi Haczi öğrendiğiniz tarihten itibaren 7 gün Başvuru yeri İcra Hukuk Mahkemesi Dilekçede belirtilmesi gerekenler Alacaklı bilgisi, haczedilen malın tanımı, neden haczedilemeyeceği Not: Devlet malları için süre sınırsızdır; öğrenme süresi aranmaz. 🏠 Meskeniyet Şikayeti Borçlunun yaşadığı tek konut , eğer “haline münasip” ise haczedilemez. Buna karşı yapılan şikayet meskeniyet şikayeti olarak adlandırılır. Evin haline münasip olup olmadığı bilirkişi marifetiyle belirlenir. Kira geliri elde edilmeyen, bizzat oturulan konutlar bu kapsamdadır. 🙋♂️ 8. Sıkça Sorulan Sorular (SSS) 1. Haczedilmezlik şikayeti nedir? Kanunda yasaklı mallara yapılan hacze karşı, borçlunun 7 gün içinde İcra Hukuk Mahkemesi’ne yaptığı şikayettir. 2. Hangi eşyalar kesinlikle haczedilemez? Mesken için gerekli ev eşyaları, borçlunun mesleği için kullanılan araçlar, emekli maaşı vb . 3. Ne zaman şikayet hakkım başlar? Haciz fiilen uygulandıktan sonra 7 gün içinde veya tebligat ile öğrenilirse yine 7 gün içinde başvurulabilir. 4. Meskenim haczedilirse ne yapmalıyım? Meskeniyet şikayeti talebiyle İcra Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak evinizin korunmasını isteyin. 5. Devlet malları haczedilirse ne olur? Süresiz şikayet hakkınız var; mahkeme haczi iptal eder. 6. Maaşımdan ne kadar haciz konabilir? Maaşınızın %25’ine kadar haciz yapılabilir; geri kalanı borçluya bırakılır. 7. Borçlu değil ailem şikayet yapabilir mi? Genelde sadece borçlu şikayet edebilir. Özel durumlarda aile de başvurabilir. 8. Haciz sonrası satışı öğrendim, şansım var mı? Evet, satış ilanını öğrendiğiniz tarihten itibaren 7 gün içinde şikayet hakkınız vardır. 9. Şikayet dilekçesi nasıl yazılır? Dilekçede borçlu ve alacaklı bilgileri, haczedilen mal tanımı ve “yasaklı mala haciz” ifadesi olmalı. 10. Borç nedeniyle icra olduysa eşyayı iade alabilir miyim? Mahkeme şikayeti kabul ederse hacizedilen mal iade edilebilir. 11. Mesken satın aldım, yine haczedilir mi? Hayır – haczedilemezlik tespitiyle eve haciz konamaz. 12. İcra müdürünü şikayet edebilir miyim? İcra müdürü işlemi onaylamazsa bile, kararına karşı şikayet hakkınız vardır. 13. Tazminat (manevi) hakkım var mı? Haksız haciz söz konusuysa maddi zarardan dolayı tazminat davası açabilirsiniz. 14. Bilirkişi ücreti kim tarafından ödenir? Genelde mahkeme öncesi masrafları İcra Dairesi üstlenir. 15. Avukat tutmalı mıyım? Şart değil; ancak süreç karmaşıktır. Av. Mehmet Umut ERDEM süreci sizin adınıza takip eder.
- 💰 Kamulaştırma Bedelinin Tespiti – Gerçek Değeri Nasıl Alırsınız? (Adana Rehberi)
Devlet veya belediyeler kamu yararı gerekçesiyle taşınmazlarınıza el koyduğunda, bu işlem kamulaştırma olarak adlandırılır. Ancak asıl önemli kısım, taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesi ve hak sahibine ödenmesidir. Ne yazık ki uygulamada emlak rayiç bedeli üzerinden teklif edilen ödemeler, mal sahiplerini mağdur edebilmektedir. Bu yazıda, kamulaştırma bedelinin nasıl tespit edildiği , nelere dikkat edilmesi gerektiği ve Adana özelinde karşılaşılan uygulamalar detaylıca ele alınacaktır. 📌 Kamulaştırma Bedelinin Tespiti – Sıkça Sorulan Sorular (FAQ) Kamulaştırma bedeli nedir? Kamunun özel mülkiyete ait bir taşınmazı kamu yararı için alırken ödemesi gereken bedeldir. Kamulaştırma bedeli nasıl hesaplanır? Taşınmazın konumu, imar durumu, kullanım şekli, emsal satışlar ve yapı değerleri dikkate alınarak bilirkişi heyeti tarafından belirlenir. Belediyenin teklif ettiği bedel düşük, ne yapabilirim? Bedelin düşük olduğunu düşünüyorsanız, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tazmini için dava açabilirsiniz. Kamulaştırma bedeline itiraz davası ne kadar sürede açılmalı? İdare mahkemesi veya asliye hukuk mahkemesinde idarenin tebliğinden sonra genellikle 30 gün içinde başvuru yapılmalıdır. Kamulaştırma bedeli davasında bilirkişi raporuna itiraz edilebilir mi? Evet. Eksik ya da hatalı buluyorsanız mahkemeye dilekçeyle itiraz ederek ikinci bilirkişi heyeti talep edebilirsiniz. Eksik kamulaştırma bedeli ödenirse dava açılabilir mi? Evet. Tam değer ödenmediyse aradaki fark için bedel tespiti davası açabilirsiniz. Kamulaştırma öncesi değer mi dikkate alınır? Evet. Değerleme, kamulaştırma kararının alındığı tarihteki değer esas alınarak yapılır. Adana’da kamulaştırma bedel tespiti davaları ne kadar sürüyor? Dosyanın yoğunluğu ve bilirkişi raporlarının süresine göre genellikle 6–18 ay arasında sürmektedir. Tarla vasfındaki taşınmaz için yapı varsa değer artar mı? Evet. Taşınmaz üzerindeki yapı, tesisat veya bitki örtüsü değer artırıcı unsur olarak kabul edilir. Kamulaştırma bedeli peşin mi ödenir? Yasal olarak peşin ödenmelidir. Ancak idare mahkeme kararıyla taksitle ödeme talep edebilir. Bilirkişi değeri emlak rayiç bedeline mi dayanır? Hayır. Emlak rayici genellikle çok düşüktür. Piyasa değeri ve emsal satışlar dikkate alınır. Kamulaştırma bedelinin altında teklif yapıldığında kabul etmesem ne olur? Kabul etmediğinizde idare dava açmak zorunda kalır. Mahkeme bedeli yeniden belirler. İşyeri veya dükkanın kamulaştırılması durumunda tazminat artar mı? Evet. Ticari potansiyel ve kira getirisi göz önüne alınarak daha yüksek bedel hesaplanabilir. Kamulaştırma bedel davası açmak için avukat zorunlu mu? Zorunlu değildir; ancak bedelin adil şekilde belirlenmesi ve hak kaybı yaşanmaması için avukat desteği önerilir. Kamulaştırma kararına karşılık sadece bedel davası mı açılabilir? Hayır. Kamulaştırmanın iptali, işlemin hukuka aykırılığı gibi farklı dava türleri de mevcuttur. 📌 Kamulaştırma Nedir? (Kısaca) Kamulaştırma; kamu yararı amacıyla özel mülkiyetteki bir taşınmazın, bedeli peşin ödenmek şartıyla , kamu tüzel kişilikleri tarafından alınmasıdır. Dayanağı: Anayasa m.46 ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’dur. ⚖️ Kamulaştırma Bedeli Nedir? Kamulaştırma bedeli, devletin veya belediyenin el koyduğu taşınmazın piyasa koşullarına göre gerçek değeri dir. Bu bedel, mal sahibine eksiksiz ve zamanında ödenmelidir . Aksi takdirde, yasal yollarla dava açma hakkı doğar. 🔍 Kamulaştırma Bedeli Nasıl Tespit Edilir? Kamulaştırma bedeli genellikle bilimsel yöntemler ve emsal karşılaştırmalarıyla belirlenir. Bu işlemler mahkemelerce atanacak bilirkişi heyeti tarafından yapılır. 📋 Değerlendirme Kriterleri: Taşınmazın konumu (merkezî mi, kırsal mı?) İmar durumu (arsa mı, tarla mı?) Üzerinde yapı olup olmadığı Emsal satış fiyatları Kullanım amacı (konut, ticaret, tarım vb.) Ulaşım, çevre düzeni, altyapı olanakları Mevcut kira getirisi varsa bu da dikkate alınır. ⚠️ Kamulaştırma Bedelinde Sık Yapılan Hatalar Emlak rayiç bedeline göre değer biçme Taşınmazın tarla olarak değerlendirilmesi (imarlı arsa iken) Yapıların değersiz gösterilmesi Emsal satışların yanlış seçilmesi Eksik bilirkişi raporları Bu hatalar, taşınmazın gerçek değerinin çok altında bir ödeme yapılmasına neden olabilir. İşte bu noktada kamulaştırma bedel tespiti davası gündeme gelir. ⚖️ Kamulaştırma Bedel Tespiti Davası Nedir? Kamulaştırmayı yapan idare (belediye, Karayolları vb.), anlaşma sağlanamayan taşınmaz için bedel tespiti ve tescil davası açar. Bu dava sırasında: Mahkeme bilirkişi atar Bilirkişiler piyasa koşullarına göre değer tespiti yapar Tespit edilen bedel idare tarafından mahkeme veznesine yatırılır Taşınmaz idare adına tescil edilir 📍 Adana’da Kamulaştırma Uygulamaları Adana’da kamulaştırmaya en çok konu olan yerler: Seyhan – Yüreğir : Yol, kavşak ve yeşil alan projeleri Çukurova : Kentsel dönüşüm ve sosyal konut projeleri Karataş – Ceyhan – İmamoğlu : Tarım arazileri ve sulama projeleri Tufanbeyli – Pozantı : Enerji projeleri ve maden ruhsat bölgeleri Bu bölgelerde idarelerin teklif ettiği bedeller sıklıkla piyasa değerinin altındadır . 👨⚖️ Avukatla Takibin Önemi Bilirkişi raporları eksik hazırlanırsa veya emsaller hatalı seçilirse ciddi maddi kayıplar doğar. Adana’da faaliyet gösteren Av. Mehmet Umut Erdem , kamulaştırma bedeli tespiti konusunda şu adımları sizin adınıza yürütür: Doğru emsallerin sunulması Bilirkişi raporlarına itiraz edilmesi Yetersiz bedelin düzeltilmesi için dava açılması Gerekirse Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru 🧾 Gerekli Belgeler Tapu fotokopisi İmar durumu belgesi Taşınmazın konum ve çevre fotoğrafları Emsal satış örnekleri Bilirkişi raporları (varsa) Kamulaştırma işlemi belgeleri (tebligat, teklif yazısı vb.) 📞 İletişim Kamulaştırma sürecinde hakkınız olan gerçek bedeli almak için uzman avukat desteği şarttır. 📍 Adres: Adana / Merkez📱 Telefon: 0535 337 37 07📧 E-posta: mehmetumuterdem@gmail.com 🔍 SEO Anahtar Kelimeler kamulaştırma bedeli nasıl belirlenir kamulaştırma davası bedel artırımı emsal satışla değer tespiti Adana kamulaştırma avukatı tarlanın kamulaştırılması yol nedeniyle el konulan arsanın bedeli kamulaştırma bilirkişi raporu
- ⚖️ Kamulaştırmasız El Atma Davası Nedir? (Adana Örneğiyle Detaylı Rehber)
Kamulaştırmasız Elatma Davası Devlet ya da kamu kurumları zaman zaman taşınmazlara herhangi bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın fiilen müdahale edebilir. Bu gibi durumlarda hak sahiplerinin başvuracağı yasal yol:👉 Kamulaştırmasız el atma davası dır. Adana’da , özellikle yol genişletme, altyapı projeleri, park ve sosyal tesis yapımlarında kamulaştırmasız el atma olaylarına sıkça rastlanmaktadır. Vatandaşın izni olmadan taşınmaza girilmesi, mülkiyet hakkının ağır ihlali anlamına gelir. 📌 Kamulaştırmasız El Atma Nedir? Kamulaştırma yapılmadan bir taşınmaza: Fiilen el konulması İnşaat yapılması veya yol geçirilmesi Altyapı, direk, kanal döşenmesi Kullanım hakkının fiilen engellenmesi durumlarında, idare mülkiyet hakkını ihlal etmiş olur. ⚠️ Kamulaştırmasız El Atma Davası Ne Zaman Açılır? Bu davalar, taşınmaza fiilen müdahale edildiği tarihten itibaren 20 yıl içinde açılmalıdır. Aksi takdirde hak zaman aşımına uğrayabilir. 📅 Dava Açma Süresi: Fiili el atma tarihinden itibaren 20 yıl Son el atma işleminden itibaren süre hesaplanır Eğer el atma devam ediyorsa süre işlemez 📍 Adana’da Sık Görülen El Atma Örnekleri Belediyenin park yapmak için arsa sınırlarını ihlal etmesi Karayolları’nın yol genişletmesi sırasında bahçe veya dükkan alanına müdahale etmesi DSİ’nin sulama kanalı geçirirken tarla üzerinden kazı yapması TEDAŞ’ın elektrik direği dikmesi ya da havai hat çekmesi ASKİ’nin altyapı çalışmaları nedeniyle arsa ya da yapıların zarar görmesi Bu gibi fiili müdahaleler kamulaştırma kararı olmaksızın yapılıyorsa hak sahibinin dava açma hakkı vardır. ⚖️ Dava Türleri Nelerdir? ✅ 1. Bedel Davası (Ecrimisil değil – Tam Tazmin) İdare taşınmaza el koymuşsa, artık taşınmaz iade edilmez; ancak mal sahibine rayiç bedeli ödenmelidir .Mahkemeden talep edilen: Taşınmazın değerinin hesaplanması Bu değerin hak sahibine ödenmesi ✅ 2. El Atmanın Önlenmesi (İade Talebi) Eğer henüz yapılaşma yoksa ve taşınmaz kullanılabiliyorsa, mahkemeden idarenin müdahalesine son vermesi talep edilir.Bu davada taşınmazı geri alma hakkı kullanılabilir. 🔍 Değer Tespiti Nasıl Yapılır? Mahkeme, taşınmazın değerini belirlemek için bilirkişi heyeti atar.Kriterler: Konum Arsa/tarla vasfı İmar durumu Üzerindeki yapılar (bina, duvar, tesisat) Emsal satışlar Kullanım potansiyeli Adana’da merkezi konumdaki arsalar ile yol cepheli dükkanlar için yüksek tazminatlar belirlenebilmektedir. 🧾 Gerekli Belgeler Tapu kaydı Müdahale varsa video/fotoğraf Belediye veya idare yazışmaları Uydu görüntüleri (Google Earth vb.) İmar durumu belgesi Tanık beyanları (bazı durumlarda) 👨⚖️ Avukat Desteği Neden Gereklidir? Kamulaştırmasız el atma davaları teknik bilgi gerektirir: Değer tespitinde itiraz Yargıtay kararlarına uygunluk Sürelerin doğru hesaplanması Müdahalenin fiilen ispatlanması Taşınmazın hukuki niteliğinin belirlenmesi Av. Mehmet Umut Erdem , Adana’da bu konuda yürüttüğü davalarda yüksek tazminat bedelleri elde etmiş ve hak sahiplerinin zararlarının giderilmesini sağlamıştır. 📌 Kamulaştırmasız El Atma – Sıkça Sorulan Sorular (FAQ) Kamulaştırmasız el atma nedir? Kamunun taşınmaza herhangi bir kamulaştırma işlemi yapmadan, fiilen müdahale etmesidir. Devlet arsama kamulaştırma yapmadan yol geçirdi, dava açabilir miyim? Evet. Bu durum kamulaştırmasız el atmadır ve bedel talebiyle dava açabilirsiniz. Kamulaştırmasız el atma davası kime karşı açılır? Taşınmaza fiilen müdahale eden idareye (örneğin belediye, Karayolları, DSİ vb.) karşı açılır. Bu davalar hangi mahkemede açılır? Asliye hukuk mahkemesinde açılır. Dava, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür. Kamulaştırmasız el atma davası açmak için süre var mı? Evet. Fiili el atma tarihinden itibaren 20 yıl içinde dava açılmalıdır. Taşınmazın bedeli nasıl hesaplanır? Bilirkişi heyeti tarafından konum, imar durumu, emsal satışlar ve yapıların değeri dikkate alınarak hesaplanır. El konulan taşınmaz geri alınabilir mi? Müdahale henüz kalıcı değilse, el atmanın önlenmesi ve iade talebi mümkün olabilir. Belediye izinsiz park yaptı, bu da el atma sayılır mı? Evet. Kamunun park, yol, tesis gibi amaçlarla izinsiz müdahalesi de kamulaştırmasız el atmadır. Kamulaştırmasız el atma ile kamulaştırma arasındaki fark nedir? Kamulaştırmada yasal süreç ve ödeme vardır; kamulaştırmasız el atmada ise fiili müdahale yapılır, yasal dayanak yoktur. Tazminat davası açarsam taşınmazım elimden alınır mı? Evet. Tazminat davası kabul edilirse taşınmaz kamunun mülkiyetine geçer, size bedeli ödenir. Kamulaştırmasız el atma için ecrimisil (kira) talep edebilir miyim? Hayır. Bu davada ecrimisil değil, doğrudan taşınmazın bedeli talep edilir. İdare fiili el atmayı reddederse ne yapılmalı? Uydu görüntüleri, tanık beyanları ve fotoğraflarla ispat mümkündür. Mahkeme delil toplar. Kamulaştırmasız el atma davaları ne kadar sürer? Dosyanın yoğunluğuna göre ortalama 8 ay – 2 yıl arası sürebilir. Adana’da en sık görülen el atma örnekleri nelerdir? Yol genişletme, park inşası, altyapı çalışmaları ve kanalizasyon projeleri bu kapsamda öne çıkar. Bu davada avukat tutmak zorunlu mu? Zorunlu değildir, ancak teknik süreçlerin karmaşıklığı nedeniyle uzman bir avukatla ilerlemek çok önemlidir. 🔍 SEO Anahtar Kelimeler kamulaştırmasız el atma davası nedir Adana fiili el atma idarenin kamulaştırmasız müdahalesi taşınmaza el konulması altyapı çalışması nedeniyle arsa kaybı belediye arsama girdi ne yapmalıyım yol çalışması arsamı etkiledi
- 🏛️ Kamulaştırma Davası Nedir? Kamulaştırma Davalarında haklarınızı Korumak İçin Rehber (Adana Örneğiyle)
Devletin veya kamu tüzel kişiliklerinin, kamu yararı amacıyla özel mülkiyete ait taşınmazlara el koyması, kamulaştırma olarak adlandırılır. Bu işlem Anayasa ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na uygun yapılmalıdır. Ancak uygulamada vatandaşların mağdur olduğu durumlar sıkça yaşanır. Kamulaştırma davaları , bireylerin taşınmazları üzerindeki mülkiyet haklarını korumak ve bedelini adil şekilde almak için açtıkları davalardır. Adana’da özellikle yol, köprü, park ve kentsel dönüşüm projelerinde kamulaştırmaya sıkça başvurulmaktadır. 📌 Kamulaştırma Nedir? Kamulaştırma, devletin kamu yararına dayalı projeler kapsamında bir taşınmazı bedeli karşılığında zorlama yoluyla elde etmesidir.Bu işlemin yasal dayanağı Anayasa'nın 46. maddesi ve Kamulaştırma Kanunu’dur . ⚖️ Kamulaştırma Davası Nedir? Kamulaştırma davası, taşınmazın sahibi tarafından açılabileceği gibi bazen idare (örneğin belediye) tarafından da açılabilir. Amaç, kamulaştırma işleminin hukuka uygun olup olmadığını ve bedelin gerçek değer üzerinden belirlenip belirlenmediğini denetlemektir. 📍 Kamulaştırma Davası Türleri ✅ 1. Bedel Tespiti ve Tescil Davası (İdare tarafından açılır) Kamulaştırmaya karar verilmişse, idare mahkemeye başvurarak taşınmazın bedelini tespit ettirir ve tescilini ister.Mahkemece bilirkişi ataması yapılır ve gerçek değer belirlenir. ✅ 2. Kamulaştırma İşleminin İptali Davası (Taşınmaz sahibi açar) Kamulaştırma kararı usulsüz ise (örneğin kamu yararı yoksa, eksik tebligat yapılmışsa), mal sahibi işlemin iptalini talep edebilir. ✅ 3. Kamulaştırmasız El Atma Davası İdare, herhangi bir kamulaştırma kararı almadan, fiilen taşınmaza el koymuşsa , mülkiyet hakkı ihlali doğar. Bu durumda mal sahibi ya taşınmazın bedelini ya da taşınmazın kendisini talep edebilir. 📌 Adana’da Kamulaştırma Hangi Alanlarda Yapılıyor? Yol genişletme ve kavşak projeleri Kentsel dönüşüm bölgeleri (örneğin Güzelyalı, Baraj Yolu çevresi) Yeni sanayi ve lojistik merkezleri Park, kamu binaları ve okul alanları Sulama ve tarım arazileri projeleri (Seyhan, Yüreğir kırsalı) 🧾 Kamulaştırma Süreci Nasıl İşler? Kamu yararı kararı alınır. Taşınmaz maliki tespit edilir. Uzlaşma görüşmeleri yapılır. Uzlaşma sağlanamazsa idare dava açar : “Bedel tespiti ve tescil davası” Mahkeme bilirkişi eşliğinde değer tespiti yapar. Bedel mahkeme veznesine yatırılır → taşınmaz tapuda idare adına tescil edilir. 🔍 Kamulaştırma Davalarında Sık Karşılaşılan Sorunlar Gerçek değerinin altında ödeme teklif edilmesi Eksik tebligat nedeniyle davadan haberdar olunmaması Mirasçılardan bazılarının davaya dahil edilmemesi Uzlaşma olmadan işlem yapılması İmar planı değişikliğiyle değer kaybı yaratılması Bu durumlarda kamulaştırmanın iptali ya da yeniden bedel belirlenmesi talep edilebilir. ⚖️ Bilirkişi Değerlendirmesi ve Değer Hesaplama Taşınmazın değeri şu unsurlara göre belirlenir: Konum (merkezde, yol kenarında vb.) Arsa ya da tarla oluşu Üzerinde yapı veya bina olup olmadığı Emsal satışlar Kullanım amacı (konut, ticaret, tarım) Ulaşım ve altyapı durumu Adana’da bilirkişi raporlarının objektif olması için hukuki itiraz süreci titizlikle yürütülmelidir. 👨⚖️ Avukat Desteği Neden Gerekli? Kamulaştırma davaları teknik bilgi ve uzmanlık gerektirir.Adana’da Av. Mehmet Umut Erdem , kamulaştırma sürecinde hak sahiplerini temsilen: Bedel artışı taleplerini, İptal davalarını, Kamulaştırmasız el atma davalarını başarıyla yürütmektedir. 📞 İletişim Bilgileri Kamulaştırma sürecinde mağdur olmamak için hukuki süreci zamanında başlatmak gerekir. 📍 Adres: Adana / Merkez📱 Telefon: 0535 337 37 07📧 E-posta: mehmetumuterdem@gmail.com 🔍 SEO Anahtar Kelimeler kamulaştırma davası nedir Adana kamulaştırma avukatı kamulaştırmasız el atma taşınmaz bedel tespiti yol çalışması nedeniyle arsa el koyma kamulaştırma süreci nasıl işler idarenin taşınmaza el koyması
- ⚖️ Ortaklığın Giderilmesi Davaları (İzale-i Şuyu) – Adana’da Ortak Mülkiyete Son Vermenin Yolu
Ortaklığın giderilmesi Taşınmazlar üzerindeki ortak mülkiyet, mirasla ya da birlikte yapılan yatırımlarla oluşabilir. Ancak zamanla bu ortaklıklar taraflar arasında sorunlara yol açabilir. Ortak mülkiyete son vererek hak sahipliğini netleştirmek için başvurulan en etkili hukuki yol, Ortaklığın Giderilmesi Davası , yani İzale-i Şuyu davasıdır. Adana gibi tarım arazilerinin, apartman dairelerinin ve miras kalan mülklerin yoğun olduğu illerde bu dava türü oldukça yaygındır. 📌 Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Nedir? İzale-i şuyu , bir taşınmaz (bazen taşınır da olabilir) üzerindeki paylı mülkiyetin sona erdirilmesi amacıyla açılan davadır. Amaç, paydaşlar arasında yaşanan belirsizliğin veya ihtilafın giderilmesi ve taşınmazın bireysel mülkiyete geçirilmesidir. Bu dava sonucunda: Taşınmaz paylaştırılırsa → Aynen taksim yapılır. Paylaştırma mümkün değilse → Satış yoluyla ortaklık sona erdirilir. 📍 Dava Nerede ve Hangi Mahkemede Açılır? Yetkili mahkeme: Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi Görevli mahkeme: Sulh Hukuk Mahkemesi (Adana'da örneğin Yüreğir’deki taşınmaz için Adana Sulh Hukuk Mahkemesi) ⚖️ Davayı Kimler Açabilir? Taşınmazın en küçük payına sahip olan kişi bile bu davayı açabilir. Diğer ortakların rızası aranmaz. Davalı taraflar: Diğer tüm paydaşlar Adana’da sıklıkla karşılaşılan örnek:Bir aileye ait tarla 5 mirasçı arasında paylıdır. Taraflardan biri, diğerleriyle anlaşamıyorsa, tek başına ortaklığın giderilmesi davası açabilir. 🔍 Ortaklığın Giderilmesi Davası Hangi Durumlarda Açılır? ✅ 1. Miras Paylaşımından Doğan Ortaklık Miras yoluyla intikal eden ev, tarla, dükkan gibi taşınmazlar, mirasçılar arasında paylı mülkiyet oluşturur. Adana'da çok sık rastlanan bu durumlarda, mirasçılar aralarında anlaşamadığında dava açılır. ✅ 2. Ortak Yatırımla Alınan Taşınmazlar Arkadaş, eş, kardeş gibi bireylerin birlikte aldıkları taşınmazlarda taraflardan biri satış ya da paylaşım talep ettiğinde dava gündeme gelir. ✅ 3. İlişkinin Bozulması veya Ortak Yaşamın Sona Ermesi Nişanlı, evli veya hisseli tarla eken çiftçiler arasında yaşanan anlaşmazlıklar sonucu ortak mülkiyetin devamı çekilmez hale gelebilir. ✅ 4. Bir Paydaşın Malını Kullanamaması / Gelirden Yararlanamaması Özellikle kira geliri getiren taşınmazlarda, bir veya birkaç paydaşın haksız yere gelirden mahrum edilmesi dava sebebidir. ✅ 5. İmar Uygulamasıyla Paylaştırılamayan Taşınmazlar Bir taşınmaz, yüzölçümünün küçük olması nedeniyle fiilen bölünemez durumdaysa, ortaklık satış yoluyla sona erdirilir. ⚖️ Dava Nasıl Sonuçlanır? 🏠 Aynen Taksim (Paylaştırma) Eğer taşınmazın fiziksel olarak bölünmesi mümkünse (örneğin büyük bir tarla veya çiftlik), mahkeme teknik bilirkişiyle paylaşım yaptırabilir. Ancak çoğu zaman bu mümkün değildir. 💰 Satış Yoluyla Ortaklığın Giderilmesi Taşınmazın bölünmesi mümkün değilse, mahkeme taşınmazın satışına karar verir. Satış genellikle açık artırma yoluyla yapılır. Satıştan elde edilen bedel, pay oranlarına göre ortaklara dağıtılır. 📌 Adana’daki Uygulamalarda Nelere Dikkat Edilmeli? Tapu Kayıtları: Güncel olmalı, hissedarlar doğru tespit edilmelidir. Fiili Kullanım: Taşınmaz üzerinde fiili paylaşım varsa, dava öncesi bu durum belgelenmelidir. Bilirkişi Raporları: Taksime uygunluk teknik bilirkişi ile değerlendirilir. Satış Süreci: Adana Adliyesi satış memurlukları aracılığıyla yürütülür. Uygun değer belirlenmeli, itiraz edilmelidir. 🧾 Gerekli Belgeler Tapu kayıt belgesi Paydaşların kimlik bilgileri Varsa mirasçılık belgesi Anlaşmazlık varsa tanık beyanları Taşınmaza ilişkin varsa geçmiş paylaşım belgeleri 👨⚖️ Avukat Desteği Neden Gerekli? Ortaklığın giderilmesi davaları, özellikle taşınmazın değer tespiti, satış süreci ve ihaleye itirazlar gibi aşamalarda profesyonel hukuki destek gerektirir. Adana’da faaliyet gösteren Av. Mehmet Umut Erdem , mülkiyet ihtilaflarında uzmanlaşmış olup, süreci baştan sona takip etmektedir. 📞 İletişim Taşınmaz üzerindeki ortaklığı sona erdirmek istiyorsanız, süreci geciktirmeden başlatmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz. 📍 Adres: Adana / Merkez📱 Telefon: 0535 337 37 07📧 E-posta: mehmetumuterdem@gmail.com 🔍 SEO Anahtar Kelimeler izale-i şuyu nedir Adana ortaklık giderme avukatı ortaklığın giderilmesi davası nasıl açılır miras kalan taşınmaz paylaşımı hisseli tarla satışı sulh hukuk mahkemesi taşınmaz davaları ortak mal nasıl satılır
- 🏛️ Tapu İptal ve Tescil Davaları – Adana’da Mülkiyet Hakkınızı Geri Almanın Yolu
Tapu iptal ve tescil davaları en çok arsa ve tarlalar için açılmaktadır. Tapu iptal ve tescil davaları , bir taşınmazın mülkiyetinin hileli veya hukuka aykırı şekilde devredildiği durumlarda açılan en etkili hukuki yoldur. Türkiye genelinde olduğu gibi Adana’da da bu davalar özellikle miras, satış, vekalet ve kadastro işlemleri nedeniyle sıklıkla görülmektedir. 📌 Tapu İptal ve Tescil Davası Nedir? Tapu iptal ve tescil davası, hukuka aykırı olarak başkasına geçirilen bir taşınmazın tapusunun iptali ve gerçek hak sahibine yeniden tescili amacıyla açılan davadır. Bu davada amaç, taşınmaz üzerindeki mülkiyetin yasal sahibine geri kazandırılmasıdır. 📍 Yetkili ve Görevli Mahkeme Bu davalar, taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi 'nde açılır. Adana’da açılacak davalarda, ilgili taşınmazın merkez, Seyhan, Yüreğir, Çukurova veya Sarıçam ilçelerinde bulunması önemlidir. ⚖️ Tapu İptal ve Tescil Davası Sebepleri Aşağıda, bu davaların açılmasına sebep olan en yaygın durumlar tek tek listelenmiş ve detaylandırılmıştır : 1. Hileli Satış (Muris Muvazaası) Açıklama: Özellikle miras bırakan kişilerin, mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla tapuda satış gibi gösterip, gerçekte bağışladığı durumlarda gündeme gelir. Adana’da sıklıkla miras bırakan baba/anne, taşınmazı sadece bir çocuğuna “satmış gibi” gösterir. Diğer mirasçılar bu işlemin muvazaalı (hileli) olduğunu iddia ederek tapunun iptalini isteyebilir. 2. Vekaletin Kötüye Kullanılması Açıklama: Vekil, kendisine verilen yetkiyi kötüye kullanarak taşınmazı kendisine ya da başkasına devrederse, bu işlem vekalet görevinin kötüye kullanılmasıdır.Adana’da emlak işlemlerinde sık rastlanır: Tapu satışı için vekalet verilen kişi, satışı gerçek değerinin çok altında ya da izinsiz şekilde yaparsa tapu iptali gündeme gelir. 3. Zilyetliğe Dayalı Kazanım (Kazandırıcı Zamanaşımı) Açıklama: Bir kişi uzun süre (örneğin 20 yıl) malik gibi taşınmazı kullanırsa ve malik ortada yoksa, bu kişi zilyetliğe dayalı mülkiyet kazanabilir.Adana’nın kırsal bölgelerinde tarla, bahçe gibi taşınmazlarda sıkça rastlanır. Haksız yere adına tapu çıkarılan kişilere karşı dava açılabilir. 4. Yanıltıcı Beyan / Hata ve Hileyle Tapu Devri Açıklama: Tapu devri sırasında kişinin kandırılarak imza attığı, neye imza attığını bilmediği durumlardır.Örneğin yaşlı ya da okuma yazması olmayan kişilere satış gibi gösterilen işlemler mahkemede iptal edilebilir. 5. Gerçek Malikin Dışında Birine Kayıt Yapılması (Hatalı Tescil) Açıklama: Kadastro işlemleri sırasında yanlışlıkla başkasının adına kayıt yapılan taşınmazlarda tapu iptali mümkündür.Adana Kadastro Mahkemesi kararlarına karşı Asliye Hukuk’ta dava açılabilir. 6. Tapuda Sahtecilik ve İmza Taklidi Açıklama: Sahte kimlik, sahte vekalet veya taklit imza ile yapılan tapu devirleri tamamen geçersizdir.Bu durumda savcılığa suç duyurusuyla birlikte tapu iptali davası da açılır. 7. Aile Konutu Şerhi İhlali Açıklama: Eşin rızası olmadan satılan aile konutlarında, satışa rağmen tapu iptali mümkündür.Adana’da özellikle boşanma davaları öncesi bu tür işlemler sık görülür. 🧾 Gerekli Belgeler Tapu kayıt örneği Vekaletname (varsa) Kadastro tutanakları İlgili yazışmalar ve tanık beyanları Noter onaylı belgeler, resmi senetler Mirasçılık belgeleri (muris muvazaası davaları için) 👨⚖️ Avukatla Takip Neden Önemli? Bu davalarda ispat yükü , davacıda olduğundan delillerin güçlü sunulması şarttır.Adana’da Av. Mehmet Umut Erdem , miras uyuşmazlıkları, tapu davaları ve hileli satışlarla ilgili açtığı davalarda birçok müvekkilinin mülkiyet hakkını geri kazanmasını sağlamıştır. 📞 İletişim Tapu işlemlerinizde şüphe duyduğunuz ya da mağdur olduğunuz bir durum varsa, hakkınızı kaybetmeden hukuki süreci başlatmanız önemlidir. 📍 Adres : Adana / Merkez📱 Telefon : 0535 337 37 07📧 E-posta : mehmetumuterdem@gmail.com 🔍 SEO Anahtar Kelimeler tapu iptal davası nedir Adana tapu avukatı muris muvazaası davası taşınmaz tescil davası hileli satış iptali vekaletin kötüye kullanılması kadastro hatası tapu iptali aile konutu satış iptali
- ⚖️ İş Hukuku ve İşçilik Alacakları – Adana'da Çalışan Hakları Rehberi
İş hayatı sadece çalışmakla sınırlı değildir; aynı zamanda işçinin sosyal ve ekonomik haklarının da korunması gerekir. Türkiye’de İş Kanunu ile güvence altına alınan bu haklar, işverenin yükümlülükleriyle birlikte işçiye birtakım alacak hakları tanır. Adana’da işçilik alacakları ve iş hukuku alanında açılan davalar , işçi-işveren ilişkilerinin yasal boyutunu oluşturmaktadır. 📌 İş Hukuku Nedir? İş hukuku , işçi ile işveren arasında kurulan iş ilişkisinden doğan hak ve yükümlülükleri düzenleyen hukuk dalıdır.4857 sayılı İş Kanunu, işçilerin ücret, izin, kıdem, ihbar gibi haklarını korumayı amaçlar. 📌 İşçilik Alacakları Nelerdir? İşten çıkan veya çıkarılan bir işçi, bazı maddi haklara sahip olur. Bunlar: ✅ 1. Kıdem Tazminatı Aynı işverene bağlı olarak en az 1 yıl çalışan işçiye, işverenin iş akdini haksız yere feshetmesi durumunda ödenir. Her tam yıl için 30 günlük brüt ücret esas alınır. ✅ 2. İhbar Tazminatı Taraflardan biri iş sözleşmesini bildirim süresi vermeden feshederse, karşı tarafa tazminat öder. Bildirim süresi 2 ila 8 hafta arasında değişir. ✅ 3. Fazla Mesai Ücreti Haftalık 45 saati aşan çalışmalar için işçiye fazla mesai ödenmelidir. Genellikle %50 zamlı ücretle hesaplanır. ✅ 4. Yıllık İzin Ücreti Kullanılmayan yıllık izinlerin parasal karşılığı, iş sözleşmesi sona erdiğinde işçiye ödenir. ✅ 5. Ulusal Bayram ve Genel Tatil Ücretleri Resmi tatillerde çalışan işçiler, çalışmadıkları halde ücret alırlar. Çalışmaları durumunda ise ilave ücret hak ederler. ✅ 6. Hafta Tatili Ücreti Yasal olarak haftada bir gün izin hakkı vardır. Bu gün çalışılırsa ayrıca ücret ödenmelidir. ✅ 7. Kötü Niyet Tazminatı İşverenin iş güvencesi hükümlerinden kaçınmak için hileli yollarla iş akdini feshetmesi durumunda işçiye ödenir. 📍 Adana'da İşçilik Alacak Davaları Adana’da işçiler genellikle şu başlıklarda dava açmaktadır: Kıdem ve ihbar tazminatı talepleri Eksik ödenen veya ödenmeyen maaşlar Sigortasız çalışma iddiaları Fazla mesai ve tatil ücretleri Mobbing (psikolojik taciz) kaynaklı tazminat talepleri ⚖️ Arabuluculuk Süreci 2018 yılından bu yana işçilik alacakları için arabuluculuk zorunluluğu getirilmiştir.Adana Arabuluculuk Bürosu’na başvuru yapılmadan doğrudan dava açılamaz. Arabuluculuk süreci en fazla 4 hafta sürer. Anlaşma sağlanamazsa dava yoluna gidilir. 🧾 Gerekli Belgeler SGK hizmet dökümü Bordrolar İş sözleşmesi (varsa) Tanık beyanları İşyeri iç yazışmaları (e-posta, mesajlar vb.) Çıkış bildirgesi 👨⚖️ Avukat Desteği Neden Önemli? İş hukukunda hak kayıpları, ispat külfeti nedeniyle sıklıkla yaşanır. İşçi lehine olan yasa hükümlerine rağmen, doğru delillerle desteklenmeyen davalar sonuçsuz kalabilir.Adana’da Av. Mehmet Umut ERDEM , işçi alacakları ve arabuluculuk süreçlerinde müvekkillerine etkin bir temsil hizmeti sunmaktadır. 📞 İletişim İşçilik alacaklarınızla ilgili hukuki danışmanlık almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz. 📍 Adres : Adana / Merkez📱 Telefon : 0535 337 37 07📧 E-posta : mehmetumuterdem@gmail.com 🔍 SEO Anahtar Kelimeler Adana iş hukuku avukatı kıdem tazminatı nasıl alınır işçilik alacakları davası fazla mesai ücreti hesaplama işten çıkarılan işçinin hakları iş mahkemesi başvuru süreci arabuluculuk sonrası dava açma
- ⚖️ Muaccel Nedir? – Alacak Davalarında Muacceliyet Şartı (Adana Örneği)
Muacceliyet , bir borcun ödenebilir hale gelmesini ifade eden temel bir hukuk terimidir. Özellikle Adana’daki icra takipleri ve ticari alacak davaları açısından kritik önemdedir. Bir borcun muaccel hale gelmesi, alacaklının borçludan ödeme talep etmesi ve gerektiğinde icra takibi başlatması için yasal zemini oluşturur. 📌 Muacceliyet Ne Demektir? Muacceliyet, bir borcun artık gecikmeksizin ödenmesi gerektiği hukuki durumu ifade eder. Bu gerçekleştiğinde borçlu, borcunu ifa etmek zorundadır. Aksi hâlde alacaklı, dava açabilir ya da doğrudan icra takibine başvurabilir. 📌 Muacceliyet Ne Zaman Doğar? Borç şu durumlarda muaccel hale gelir: Sözleşmede belirtilen vade tarihi geçtiğinde Şarta bağlı borçlarda ilgili şart gerçekleştiğinde Vadesiz borçlarda borç doğduğu anda Borçlu, temerrüde düşürüldüğünde (örneğin ihtarname ile) 📌 Muacceliyetin İcra Takibi Açısından Önemi Adana İcra Daireleri ve mahkemeleri, açılan davalarda borcun muacceliyetini sorgular. Eğer borç henüz muaccel değilse, dava reddedilir ya da takip durdurulur . Bu nedenle dava açmadan önce borcun muaccel hale gelip gelmediği dikkatle kontrol edilmelidir. 📍 Örnek Olay (Adana'dan): Bir Adana firması, müşterisine 90 gün vadeli fatura düzenler. 75. günde, henüz vade dolmamışken icra takibi başlatır. Borçlu itiraz eder. Mahkeme, alacak henüz muaccel olmadığından takibi iptal eder . Bu durumda alacaklı, zamansız işlem nedeniyle hak kaybına uğramış olur. 📌 Muacceliyetin İspatı İçin Gerekli Belgeler Vade içeren sözleşme veya fatura İhtarname (eğer temerrüt yaratılacaksa) Yazılı beyanlar , e-posta, WhatsApp mesajları Ödeme planları, taahhütler Bu belgeler, özellikle Adana Asliye Ticaret Mahkemeleri gibi alacak davalarında önemlidir. 👨⚖️ Avukatın Rolü Nedir? Hatalı şekilde açılan icra takipleri ve davalar, hem zaman kaybına hem de masraf artışına yol açar. Bu nedenle muacceliyetin doğru analiz edilmesi gerekir. Adana'da faaliyet gösteren Avukat Mehmet Umut ERDEM , ticari uyuşmazlıklarda süreci başından sonuna kadar profesyonel şekilde yürütmektedir. ✅ Sonuç Muacceliyet, alacakların hukuken takip edilebilir hale gelmesini sağlayan temel bir ilkedir.Adana gibi ticari hacmi yüksek şehirlerde, bu kavrama hâkim olmayan kişi ve şirketler ciddi hak kayıpları yaşayabilir. 📞 Hukuki Destek Alın Borç ilişkilerinizde muacceliyetin oluşup oluşmadığını öğrenmek veya alacak davası açmak için bizimle iletişime geçin. 📍 Adana / Merkez 📱 0535 337 37 07 📧 mehmetumuterdem@gmail.com 🌐 www.avumuterdem.com 🔍 SEO Etiketleri (Anahtar Kelimeler) muaccel nedir borcun muaccel olması adana alacak avukatı icra takibi açmadan önce dikkat edilmesi gerekenler sözleşmeli borçlar vade ve temerrüt kavramları
- Boşanma Davaları ve İşleyişi – Adana’da Boşanma Süreci Hakkında Bilmeniz Gerekenler
"Adana'da boşanma davalarının en yaygın sebeplerinden biri, çiftlerin yaşadığı maddi sıkıntılardır." Boşanma , sadece evlilik birliğinin sona erdirilmesi değil; aynı zamanda nafaka, velayet, mal paylaşımı ve tazminat gibi birçok hukuki sonuç doğuran önemli bir süreçtir. Türkiye genelinde olduğu gibi Adana’da boşanma davaları , Aile Mahkemeleri nezdinde yoğun olarak görülmektedir. Bu yazımızda boşanma davası türleri, süreci, gerekli belgeler ve Adana’daki mahkeme uygulamaları hakkında bilgilendirici içerik sunuyoruz. 📌 1. Boşanma Davası Türleri ✅ Anlaşmalı Boşanma Evlilik süresi en az 1 yıl olan çiftlerin, aralarında protokol düzenleyerek boşanmasıdır. Avantajları: Tek celsede sonuçlanabilir. Dava süreci hızlı ve ekonomiktir. Tüm hususlarda (nafaka, mal paylaşımı, velayet) mutabakat gerekir. ✅ Çekişmeli Boşanma Tarafların anlaşamadığı veya evlilik süresi 1 yıldan az olan durumlarda açılır. Kusur ispatı gerekir (aldatma, şiddet, terk vb.). Dava süresi daha uzundur. Tanıklar, deliller ve bilirkişi raporları dikkate alınır. 📌 2. Boşanma Sebepleri Türk Medeni Kanunu, boşanma sebeplerini özel ve genel olarak ayırır: a) Özel Sebepler Zina (aldatma) Hayata kast, ağır hakaret Suç işleme ve haysiyetsiz yaşam sürme Terk Akıl hastalığı b) Genel Sebep Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (şiddetli geçimsizlik) 📌 3. Boşanma Davası Açmak İçin Gerekli Belgeler Nüfus cüzdanı fotokopisi Evlilik cüzdanı fotokopisi Anlaşmalı boşanmalarda: Boşanma Protokolü Varsa deliller: Tanık listesi, mesajlar, sosyal medya içerikleri vb. 📌 4. Boşanma Davası Süreci (Adana Örneği) Dava dilekçesi hazırlanır. Adana Aile Mahkemesi’ne başvuru yapılır. Tebligat gönderilir. Ön inceleme ve duruşma yapılır. Karar verilir. Karar kesinleşir ve nüfusa işlenir. 📌 5. Dava Kapsamında Değerlendirilen Konular Velayet: Çocuğun üstün yararı esastır. Nafaka: Yoksulluk ve iştirak nafakası talep edilebilir. Maddi/Manevi Tazminat: Kusurlu tarafa karşı istenir. Mal Paylaşımı: Evlilik birliği süresince edinilen mallar paylaşılır. Soyadı: Kadın eski soyadına dönebilir. 📍 Adana’da Boşanma Davası Açmak Adana'da boşanma davası açmak isteyen taraflar, Adana Aile Mahkemeleri ’nde süreci başlatmalıdır.Boşanma süreci hem hukuki hem duygusal açıdan zorlayıcı olabileceğinden, bu konuda deneyimli bir avukatın desteği , hak kaybını önler. 📞 Av. Mehmet Umut ERDEM ile İletişime Geçin Boşanma davası süreciyle ilgili danışmak istedikleriniz varsa, bizimle iletişime geçebilirsiniz. Size en uygun hukuki çözüm için yanınızdayız. 📍 Adres : Adana / Merkez 📱 Telefon : 0535 337 37 07 📧 E-posta : mehmetumuterdem@gmail.com 🌐 Web : www.avumuterdem.com Adana boşanma avukatı, anlaşmalı boşanma Adana, çekişmeli boşanma süreci, aile mahkemesi Adana, boşanma davası ne kadar sürer
- Ormanlar zilyetlik yolu ile kazanılamaz
Y A R G I T A Y Hukuk Genel Kurulu Esas 2004/20-646 Karar 2004/657 Mahkemesi : Pozantı Asliye Hukuk Mahkemesi Günü : 5.5.2004 Taraflar arasındaki “tapu iptali ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Pozantı Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 16.7.2003 gün ve 2003/56-173 sayılı kararın incelenmesi davalılar Hazine ve Orman yönetimi vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 11.12.2003 gün ve 9174-9206 sayılı ilamı ile, (...Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine verilen dilekçe ile aynı mahkemede taraflar arasında verilen 2001/177 E., 2002/83 K. sayılı ilamı ve 1996/180 E., 1998/92 K. sayılı ilamlar gereğince 2760 m2 miktarındaki kısmın adına tesciline karar verildiğini, ancak bu taşınmazın Ömerli Köyü 101 ada 536 sayılı 45.986.818 m2 miktarında orman olarak tapuda kayıtlı olan taşınmazın içerisinde kaldığını belirterek tapu kaydının iptali ile bu kısmın adına tescile karar verilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne ve 101 ada 536 parselin 2760 m2 miktarındaki kısmın tapu kaydının iptaline ve davacı adına tesciline dair verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalılar Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmiştir. Yörede 1975 yılında ilan edilerek kesinleşen orman tahdidi bulunmaktadır. 28.09.1992 tarihinde Ömerli Köy tüzelkişiliği adına köy muhtarının bu dosyada davacı olan Ali ' ye karşı lokanta binası yaptığı ve köye ait taşınmaza tecavüz ettiği iddiası ile açmış olduğu davada Orman Yönetimi nizalı taşınmazın orman niteliğinde olduğu, Hazine ise Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiası ile davaya müdahil olarak katılmışlardır. Bu dosyada uzman orman bilirkişisi düzenlediği raporda yörede kesinleşen orman tahdit haritasını uyguladığını ve nizalı taşınmazın tahdit dışında kaldığını ve orman sayılmayan yerlerden olduğunu açıklamıştır. Mahkeme yaptığı inceleme ve araştırma neticesinde 22.06.1993 tarih ve 1992/125 E., 1993/97 K. sayılı kararı ile davanın reddi yolunda hüküm kurmuştur. Söz konusu kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.1.1995 tarih ve 1994/11164E.1995/497K. Sayılı kararı ile öncelikle Orman Yönetiminin usulüne uygun olarak harçlı bir katılımı bulunmadığı belirtilerek Yönetimin temyiz dilekçesinin reddine, Hazine ve köy tüzelkişiliğinin temyiz itirazlarının ise, kabulü ile nizalı taşınmazın eski ve yeni karayolları arasında bulunan dere yatağı içindeki zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı yerlerden olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilerek yerel mahkemenin kararı bozulmuştur. Bu karara karşı yerel mahkemece direnme kararı verilmesi üzerine dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na gelmiş ve 1996/20-429 E.643 K. sayılı karar ile Orman Yönetiminin usulüne uygun harçlı katılımı bulunmadığından temyiz dilekçesinin reddine, Hazine ve köy tüzelkişiliğinin temyiz itirazlarının kabulü ile aktif dere yatağı niteliğinde bulunmayan yerlerde zilyetlikle iktisap koşullarının oluşması halinde iktisabının mümkün olduğu açıklanarak nizalı taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden bulunup bulunmadığının, belirlenmesi amacı ile jeolog, ziraat ve fen bilirkişileri marifeti ile mahallinde yeniden keşif yapılarak kamulaştırma kapsamında kalıp kalmadığı veya aktif dere vasfında olup olmadığı hususunun araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Yerel mahkemece bu defa yapılan araştırma ve inceleme neticesinde (c) harfi ile gösterilen nizalı taşınmaza ilişkin olarak davanın reddi yolunda hüküm kurulmuş ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Davacı gerçek kişi, yukarıda açıklanan dosyada 2760 m2 miktarındaki kısımla ilgili olarak lehine hüküm bulunduğunu belirterek Pozantı Asliye Hukuk Mahkemesinin 200l/177E. Sayılı dosyasında zilyet olduğunu belirterek Hazine, Karayolları Genel Müdürlüğü ve ilgili köy aleyhine tescil talebi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan inceleme sırasında uzmanlığına başvurulan orman bilirkişi nizalı taşınmazın yörede kesinleşen orman tahdit haritasına göre tahdit içerisinde kaldığını, ancak müdahalenin önlenmesi davasında uzman orman bilirkişi tarafından nizalı taşınmazın hududundaki eski Ankara -Adana Karayolunun Çakıt çayı olarak gösterildiğini bunun ise hatalı olduğunu açıklamıştır. Mahkemece nizalı taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içerisinde kalması nedeni ile davanın reddi yolunda kurulan ilk hüküm Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 17.04.2001 tarih ve 2001/1663-3105 Sayılı kararı ile (önceki müdahalenin men'ine ilişkin dosyadaki incelemelerin ve orman tahdidi dışında kaldığına ilişkin olgunun davacı gerçek kişi lehine güçlü delil niteliği taşıdığını, artık bu dosyada nizalı taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığı hususunun kabul edilemeyeceği ve zilyetlik koşullarının da gerçek kişi lehine oluştuğu anlaşıldığından davanın kabulü yolunda hüküm kurulması) gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Yerel mahkemece bu bozma ilamına uyularak davanın kabulü ile 2760 m2 miktarındaki kısmın davacı gerçek kişi adına tesciline karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1975 yılında orman tahdidi yapılmış ve kesinleşmiştir. Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi incelemelerine göre nizalı taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içerisinde bulunduğu tartışmasızdır. Yukarıda özetlenen müdahalenin önlenmesine ve tescile ilişkin dosyalarda Orman Yönetimi usulüne uygun bir şekilde taraf olarak yer almamıştır. Orman Yönetiminin taraf olarak yer almadığı hiçbir karar Orman Yönetimini bağlamaz. Ayrıca, kesinleşen orman tahdidi içerisinde kalan bir taşınmaz için tahdidin kesinleştiği tarihten sonra açılan tescil davası yolu ile ve Orman Yönetimi taraf alınmaksızın tescil kararı verilemez. Ormanların zilyetlik yolu ile kazanılmasına olanak yoktur. Dava konusu olan taşınmazın içerisinde yer aldığı 101 ada 536 sayılı (45.986.818 m2 miktarlı) parsel kesinleşen orman tahdidi ile yörede 1985 tarihinde yapılan arazi kadastro çalışmalarına göre orman vasfı ile Hazine adına tapuda kayıtlıdır. Orman Yönetimi, davada davalı sıfatını almaksızın kesinleşen orman tahdidi içerisinde kalan yerlerde mahkemece tescil kararı verilmesinin yasal dayanağı bulunmadığı gibi tescil kararının verildiği tarih itibari ile tapuda (orman niteliği ile Hazine adına) kayıtlı olan taşınmaz ile ilgili hüküm kurulması da olanaksızdır. Tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiştir. Kaldı ki; davacının dayandığı tescil ilamı esasen infaz edilmemiş ve bu tescil kararına dayalı olarak da bir tapu kaydı oluşmamıştır. Bu hususlar göz önüne alınarak mahkemece davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerekirken aksine düşüncelerle davanın kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. TEMYİZ EDEN: Davalılar Hazine ve Orman yönetimi vekilleri HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. SONUÇ: Davalılar Hazine ve Orman yönetimi vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının Orman yönetimine geri verilmesine, 8.12.2004 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
- Öncesinde mera olan taşınmaz köy tüzel kişiliğince satılamaz
T.C. YARGITAY Sekizinci Hukuk Dairesi E: 1999/9516 K: 1999/9886 T: 2.12.1999 TAPU İPTALİ VE TESCİL KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI ZİLYETLİĞİ İLE TAŞINMAZIN İKTİSABI KÖY MERASI KÖY YERLEŞİM PLANI ÖZET : Taşınmazın öncesinin köy merası ve 3402 sayılı Yasanın 16. maddesinden sonra kamunun yararlanmasına tahsis edilmiş köy boşluğu olduğunun anlaşılması halinde bu gibi yerlerin köy tarafından kararla satışının yapılabilmesi için 20.5.1987 tarih, 3367 sayılı Kanunda ön görülen koşulların yerine getirilmesi gerekir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu köyde 3367 sayılı Kanun uyarınca yapılmış ve onaylanmış yerleşme planının bulunup bulunmadığının araştırılması, plan yapılmış ise dava konusu taşınmazın plan kapsamında kalıp kalmadığının mahallinde yapılacak uygulama ile belirlenmesinden sonra mevcut olup olmadığının araştırılması gerekir. Taşınmazın öncesinin mera Olduğunun anlaşılması ve plan kapsamında kalmadığının belirlenmesi halinde kamu malı niteliğinde ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin köy tüzel kişiliğince satışının yasal olmayacağı ve geçersiz olacağı bu nedenle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisaplarının da mümkün ol hususları düşünülerek sonuca göre karar verilmesi gerekir. (3402 s. Kadastro K. m. 14, 16) (3367 s. Köy YPK.) M.. ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair (Ayvacık Asliye Hukuk Hakimliği)nden verilen 30.6.1999 gün ve ..... sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: Davacı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu taşınmaz 18.4.1994 tarihinde yapılan kadastro tespitinde; evvelce Kamunun kullanımına ayrılan yerlerden iken 1969 yılında tutanakta yazılı kişinin tasarruf ve zilyetliğinde bulunduğunu, ancak Ayvacık Mal Müdürlüğünün 12.8.1991 tarih, 44-101/291 sayılı yazısında belirtilen taşınmazlar içerisinde bulunan bu taşınmazın 5.10.1974 tarihli tutanakta belirtilen yerlerden olduğu açıklanmak suretiyle Maliye Hazinesi adına tespit ve tescil edilmiştir. Kadastro tutanağında geçen 5.10.1974 tarihli tutanağa göre bu tutanakta mevkii ve hudutları yazılı taşınmazların öncesinin köy merası satılmak üzere köy eski idare heyetince karar alındığı, dava konusu taşınmazında içinde bulunduğu tutanakta yazılı yerlerin 50-60 yıldır mer'a olarak kullanıldığı açıklanmış ve 5.10.1974 tarihli bu tutanak tahdit memuru ile birlikte köy halkından isimleri yazılı kişiler tarafından bilirkişi olarak imzalanmıştır. Kadastro tutanağının dayanağını teşkil eden 5.10.1974 tarihli tutanağa göre taşınmazın öncesinin köy mer'ası olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda araştırmanın Yargıtay İçtihatlarında belirtildiği gibi mer'a ile ilgili araştırmalar şeklinde yapılması, başka bir anlatımla, kadim ve tahsili mer'a araştırması ile birlikte taraf bilirkişi ve tanıklarının komşu köylerden dinlenmesi gerekir. Oysa mahkemece yerel bilirkişi komşu köyden dinlenildiği halde maddi olayları ve zilyetlik olayı ile birlikte taşınmazın niteliğini açıklamak durumunda olan tanıklar aynı köyden dinlenmiştir. Bu durumda öncelikle taraflardan dava konusu taşınmazı bilen yaşlı kimselerden oluşturulan yerel bilirkişi ve tanık isimleri istenmesi, bunların HUMk.nun 259. maddesi uyarınca taşınmaz başında dinlenmeleri ve taşınmaz niteliği ile birlikte zilyetlik araştırmasının usulüne uygun şekilde yapılması gerekir. Davacı zilyetlik nedenine dayandığına göre 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi hükümleri uyarınca, davacı yönünden miktar araştırması yapılması ve davacının belgesizden zilyetlik nedeniyle kazandığı taşınmazlar bulunup bulunmadığının Tapu ve Kadastro Müdürlüklerinden sorulması ve Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden de aynı nedenle davacı tarafından açılmış davaların bulunup bulunmadığının tespiti gerekir. Mahkemece tutanaktaki nitelemeye göre taşınmazın tahsili meralardan olup olmadığı hususunda da araştırma yapılmamıştır. Bu husus araştırılırken öncelikle taşınmazın bulunduğu yerde mer'a tahsisinin bulunup bulunmadığının Köy Hizmetlerinden sorulması, varsa mer'a ve norm kararı ile tahsis tutanağı ve paftası getirtilerek mahallinde uygulanıp nizalı taşınmazın bu belgeler kapsamında kalıp kalmadığı, mera norm kararına göre tahsis edilen mer'anın menşei, norm kararından araştırılarak tahsisin mevcut kadim mer'adan mı, yoksa 4753 sayılı Yasanın 8. maddesine göre Bakanlık emrine geçen yerlerden mi yapıldığı hususu belirlenmelidir. Kadastro tespit tutanağı ve bu tutanağın dayanağını teşkil eden 5.10.1974 tarihli tutanağa göre taşınmazın öncesinin köy mer'ası iken köy ihtiyar heyeti tarafından köylünün ev ihtiyacını karşılamak üzere satışına karar verildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalar sonucu taşınmazın öncesinin köy mer'ası ve 3402 sayılı Yasanın 16. maddesinden sonra kamunun yararlanmasına tahsis edilmiş köy boşluğu olduğunun anlaşılması halinde bu gibi yerlerin köy tarafından kararla satışının yapılabilmesi için 20.5.1987 tarih, 3367 sayılı Kanunda öngörülen koşulların yerine getirilmesi gerekir. Zira evvelce 18.3.1926 tarih, 442 sayılı Köy Kanununun 44. maddesinin 3. bendi ile ihtiyar meclisine ihtiyaç sahibi köylüye arazi satma yetkisi tanınmış iken bu yetki 11.6.1945 tarih ve 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanununun 64. maddesi ile kaldırılmıştır. Bundan sonra köy tüzel kişiliğinin taşınmaz satışına olanak kalmamıştır. Ancak "Köy Kanununa 7 ek madde eklenmesi hakkındaki" 20.5.1987 tarih ve 3367 sayılı Kanun ile bu Kanunda yazılı koşulların varlığı halinde onaylanmış köy yerleşme planı kapsamında kalan yerler hakkında köy tüzel kişiliğine ihtiyar meclisi kararı ile satış yetkisi tanınmıştır. Bu Yasa hükmüne göre onaylanmış köy yerleşme planına alınan ve plan kapsamında kalan konut alanları köy genel ihtiyaçlarına ayrılan yerler, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki mer'a, yaylak, seyrengah, yol harman ve panayır yerleri 'gibi alanlar ve Hazinenin mülkiyetinde olup kamu hizmetine tahsis edilmemiş taşınmaz mallar yerleşme planının onayı ile hukuksal niteliklerini kendiliğinden kaybederler. Bu açıklamanın ışığında dava konusu taşınmazın bulunduğu köyde 3367 sayılı Kanun uyarınca yapılmış ve onaylanmış yerleşme planının bulunup bulunmadığının araştırılması, plan yapılmış ise dava konusu taşınmazın plan kapsamında kalıp kalmadığının mahallinde yapılacak uygulama ile belirlenmesinden sonra plan kapsamında ise Yasada öngörülen diğer koşulların somut olayda mevcut olup olmadığının araştırılması gerekir. Taşınmazın öncesinin mer'a olduğunun anlaşılması ve plan kapsamında kalmadığının belirlenmesi halinde kamu malı niteliğinde ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin köy tüzel kişiliğince satışının yasal olmayacağı ve geçersiz olacağı ve bu nedenle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisaplarının da mümkün olmayacağı hususları düşünülerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar yerine getirilmeden ve araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz ve temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), 2.12.1999 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
- Milli parklar zilyetlik ile kazanılamaz
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2003/3655 Esas 2004/440 Karar Sayılı içtihadı "İçtihat Metni" DAVA : Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 17.2.2004 günü belirlenen saatte aleyhine temyiz istenen vekili avukat ....geldi. Gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: KARAR : Kadastro sırasında 165 ada 419, 598, 489, 401, 195 ada 32, 35 ve 40 parsel sayılı yüzölçümleri tutanaklarında gösterilen taşınmazlar dava dışı taşınmazlara uygulanan vergi kayıtlarının miktar fazlası olup, alanı içerisinde kaldıklarından söz edilerek 401 sayılı parsel çalılık, diğer parseller zeytinlik niteliği ile hazine adına tespit edilmiş, 401 sayılı parselin ( A ) ile işaretlenen kısmının 1. derecede doğal sit alanında kaldığı, diğer taşınmazların ise 1. derecede doğal ve 1. derecede arkeolojik sit alanları içerisinde kaldıkları ve 419, 598, 32, 35, 40 sayılı parseller üzerindeki zeytin ağaçlarının Gülsüm'e ait olduğu beyanlar hanesinde gösterilmiştir. Davacı G' nin tapu kaydına, miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazların hazine adına B... Gölü Tabiat Parkı niteliği ile tapuya tesciline, 401 sayılı taşınmazın krokisinde ( A ) harfi ile işaretlenen kısmının 1. derecede doğal sit alanı içinde kaldığının, diğer parsellerin tamamının ise 1. derecede doğal sit alanı ve 1. derecede arkeolojik sit alanı içinde kaldığının beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacının davası zemine yöneliktir. Davalı hazine tarafından muhtesata yönelik olarak bir dava açılmamış hazine açılan davaya katılmamıştır. Mahkemece dava konusu taşınmazlar kadastro tutanaklarında belirtilen hukuksal nedenlere dayanılarak davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı taraf vergi kaydına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli taşınmazların adına tescili gerektiğini öne sürüp dava açmıştır. Mahkemece davacı taraf yararına kadastro tespit gününden taşınmazlar üzerinde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Dava konusu taşınmazların birinci derecede doğal sit alanı içerisinde kaldığı üzerlerinde korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının bulunmadığı, taşınmazlar üzerinde davacıların zilyet bulundukları ve çekişmeli taşınmazların B... gölü milli tabiat parkı sınırları içinde kaldığı dosya kapsamı ile belirlenmiştir. Taşınmazların B... gölü milli tabiat parkı sınırları içerisinde kaldığı davacıların da kabulündedir. Gerçekten 2873 sayılı Milli Parklar Yasasının 15. maddesi ile bu kanun kapsamına giren yerlerin tapuya tescili ve zilyetlik yoluyla kazanılması yasaklanmıştır. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacıların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, peşin alınan ilam harcının mahsubu ile geriye kalan 2.220.00 lira ilam harcının davacıdan alınmasına, SONUÇ : Yargıtay duruşmasında kendisine vekille temsil ettiren davalı hazine yararına takdir ve tespit olunan 375.000.000 lira avukatlık parasının davacıdan alınarak davalı hazineye verilmesine, 17.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
- Bonoyu düzenleyen vekilin yetkisinin bulunmaması
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04/05/2016 gün, 2015/2941 E. 2016/573 K. Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, imzaya itiraza ilişkindir. Ereğli 2.İcra Müdürlüğü’nün 2013/1292 esas sayılı dosyasında; alacaklı ..... Temizlik Tekstil İth. İhr. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekili tarafından 22.04.2013 tarihinde borçlu H hakkında başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibinde; 13.083,54 TL asıl alacak, 608,24 TL işlemiş faiz, 39,00 TL komisyon olmak üzere toplam 13.730,78 TL alacağın faiziyle tahsili istenilmiştir. Davacı-borçlu H. vekili, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte keşideci-borçlu H imzaya itiraz ederek, takibin iptalini istemiştir. Davalı-alacaklı ise, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, borçlunun imza konusunda eşi O' ya yetki verdiği ve imzanın O' ya ait olduğu gerekçesiyle istemin reddine dair verilen karar davacı-borçlu vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; Yerel mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Hükmü temyize davacı-borçlu vekili getirmiştir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 29.06.2012 tarihli vekaletnamede O' ya açıkça kambiyo senedi (bono) düzenleme yetkisinin tanınıp tanınmadığı noktasında toplanmaktadır. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 388/3.maddesi; “Hususî bir salâhiyeti hâiz olmadıkça vekil, dava ikame edemez, sulh olamaz, tahkim edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlayamaz, bir gayrimenkulü temlik veya bir hak ile takyit edemez.” Hükmünü içermekte olup 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 504/3. maddesinde de benzer düzenlemeye yer verilmiştir. Yukarıda madde metninde açıkça belirtildiği üzere, kambiyo taahhüdünde bulunabilmek için açıkça verilmiş bir yetkinin bulunması gerekir. Somut olaya gelince; H' nin eşi O' yu vekil tayin ettiği Konya Ereğli 2.Noterliğince düzenlenen 29.6.2012 tarih ve 657 yevmiye numaralı vekaletnamede; “…poliçe imzasına…” açıklaması yer almakta; açıkça bono düzenleme konusunda mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 388/3.maddesi anlamında verilmiş bir yetki bulunmamaktadır. Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 gün ve E:2008/12-502, K:2008/506 sayılı ilamında da, vekaletnamede “çek imzalamak” için verilen yetkinin “bono düzenlemeyi” kapsamayacağı benimsenmek suretiyle aynı ilkeye vurgu yapılmıştır. Takibe dayanak bononun borçlu tarafından imzalanmayıp, onun eşi O tarafından düzenlenip imzalandığı alacaklının da kabulündedir. O halde, mahkemece imzaya itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle istemin reddine karar verilmesi doğru değildir. Hal böyle olunca; yerel mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. SONUÇ: Davacı-borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10/07/2013 gün, 2013/19-79 Esas 2013/1037 Karar ÖZET : Davacı, bonolara dayalı menfi tespit davası açtığına göre, fuara katılması bonolardaki imzaya itiraz edemeyeceği anlamına gelmez. Bu durumda somut olayda bonoları imzalayan kişinin ticari mümessil olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkili aleyhine davalı yanca bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus icra takibine girişildiğini, takibin kesinleştiğini, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, bonolardaki yazı ve imzaların müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin amcası D'nin müvekkilini temsil yetkisi olmadığı halde, müvekkili adına fuar katılım sözleşmesi ve bonoları imzaladığını, bu nedenle müvekkilinin borçtan sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek, icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline ve %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında düzenlenmiş yazılı bir sözleşme ve takibe konu bonoların bulunduğunu, müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiğini, buna rağmen borç ödenmediğinden takip başlatıldığını, davacının sözleşmenin tarafı olan şahıs firmasının yetkilisi olduğunu belirterek, davanın reddine ve %40 tazminata karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davacının işletmesinin fuara katılarak sözleşmeden umulan ve beklenen faydanın elde edildiği, dolayısıyla imzaya dayanılarak geçersizlik iddiasının ileri sürülmesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. ve 3. maddelerindeki doğruluk ve güven kuralları ile iyiniyet olgusunun açık ihlali olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin temyizi üzerine hüküm, Özel Daire'ce yukarıya metni aynen alınan gerekçe ile bozulmuş; yerel mahkeme önceki kararda direnmiştir. Direnme kararını temyize davacı vekili getirmiştir. Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; mahkemece davacı adına fuara katılım sözleşmesi ve bonoları imzalayan kişinin, davacının ticari mümessili olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Dosya içeriği,toplanan delillere göre ve özellikle davacının fuara katılımının bonolardaki imzaya itiraz etmeyeceği anlamına gelmeyeceğinden,Özel Daire bozma ilamında belirtilen gerekçelerle, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen bozma ilamına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. SONUÇ :Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma ilamında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, karar verildi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.09.2010 gün, 2010/7967 E. 2010/20974 K. ÖZET : Vekatletnamede öngörülen kapsamlı yetki nedeniyle senedi imzalayan kişinin borçlunun ticari mümessili sayılıp sayılmayacağının incelenmesi gerekir. Ticari mümessilin imzaladığı senetler iyiniyetli üçüncü kişiler bakımından borçluyu bağlar. Borçlu hakkında bonolara dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine geçildiği ve borçluya örnek 10 nolu ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal sürede icra mahkemesine başvurarak, imzaya itiraz ettiği anlaşılmıştır. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu imzanın keşideci M' nin eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Alacaklı vekili 05.11.2009 ve 14.01.2010 tarihli celselerde; senetlerdeki imzaların borçlu adına yetkili vekil tarafından atıldığını, buna ilişkin vekaletnamenin dosyada olduğunu bildirmiştir. Yargılama sırasında dosyaya sunulan Ağrı 2. Noterliği'nin 25.08.2004 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesinde; çeklerde keşideci olarak yazılı olan M' nin A' yı çek keşide etmeye, kambiyo senetlerini düzenlemeye, kambiyo taahhüdünde bulunmaya yetkili kıldığı tespit edilmiştir. Vekaletnamede öngörülen kapsamlı yetki nedeniyle A' nın borçlunun ticari mümessili olup olmadığı incelenerek karar verilmelidir. Borçlar Kanunu'nun 449. maddesine göre ticari mümessil, bir ticarethane veya fabrika ve ticari şekilde işletilen diğer müessese sahibi tarafından, işlerini idare ve müessesenin imzasını kullanarak vekaleten imza koymak üzere sarih veya zımni kendisine mezuniyet verilen kimsedir. Aynı kanunun 450/1. maddesinde de ticari mümessilin, hüsnüniyet sahibi 3. şahıslara karşı, müessese sahibi hesabına kambiyo taahhüdünde bulunmak ve onun namına müessesenin gayesine dahil olan bütün tasarrufları yapmak selahiyetini haiz sayıldığı belirtilmiştir. Ticari senetlerin ticari işletme ile olan ilgisi iyiniyetli 3. kişilerce kolaylıkla anlaşılamayacağından ticari mümessilin imzaladığı senetlerin iyiniyetli 3. kişiler bakımından borçluyu bağlayacağı öngörülmüştür.( HGK 30.01.1980 tarih 1979/1692 Esas, 1980/170 Karar ). Bu nedenle mahkemece öncelikle anılan kişinin ticari mümessil olup olmadığı saptanmalıdır. Somut olayda keşideci tarafından adı geçen vekile, açıkça kambiyo senedi düzenleme yetkisinin verildiği de görülmektedir. O halde mahkemece yetki verilen Mustafa Erincik’in ticari mümessil olmadığının tesbiti halinde imzaları incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA) karar verildi.
- İnşaatçı İpoteği nedir?
Medeni Kanunlar, inşaat sektöründe yaşanan sorunları çözmek için birçok düzenleme içermektedir. Bu düzenlemelerden biri de inşaatçı ipoteği hakkıdır. İnşaatçı ipoteği, yüklenicinin inşaatı gerçekleştirdiği taşınmaz mal üzerindeki alacağına karşılık olarak verilen bir teminattır. Türk Medeni Kanunu'nun 954. maddesi uyarınca, inşaatın yapılması veya tamamlanması için taşınmaz mal üzerinde yapılan harcamaların karşılanması amacıyla inşaatçı ipoteği verilebilir. Bu ipotek, inşaatın yapılması veya tamamlanması için gerekli olan mallara ve borçluya ait haklara ilişkin bir güvence sağlar. İnşaatçı ipoteği, yüklenicinin inşaatı tamamlaması için gerekli olan kaynakları sağlaması açısından oldukça önemlidir. Bu ipotek, inşaatın tamamlanmasından önce alınabilir ve yüklenicinin alacağına karşılık olarak taşınmaz mal üzerinde bir güvence sağlar. Bu sayede yüklenicinin alacağı, inşaatın tamamlanmasından önce de korunmuş olur. İnşaatçı ipoteği, inşaatın tamamlanması durumunda devredilebilir veya temlik edilebilir. Bu sayede yüklenicinin alacağına karşılık olarak verilen ipotek, alacaklıya bir teminat sağlamakla birlikte, ipoteğin teminatını oluşturan taşınmaz malın devir veya temliki halinde, yeni alacaklıya da geçerli olur. Ancak, inşaatçı ipoteği hakkında bilinmesi gereken bazı önemli noktalar da bulunmaktadır. İnşaatçı ipoteği, yüklenicinin inşaatı gerçekleştirdiği taşınmaz mal üzerindeki alacağına karşılık olarak verilir. Ancak, bu ipoteğin tutarı, yüklenicinin alacağı tutarından fazla olmamalıdır. Ayrıca, inşaatçı ipoteği, yüklenicinin alacağını teminat altına almak için verilir. Bu nedenle, yüklenicinin alacağı ödendiğinde, ipotek de kalkar. Sonuç olarak, inşaatçı ipoteği, yüklenicinin inşaatı tamamlaması için gerekli kaynakları sağlaması açısından oldukça önemlidir. Bu ipotek, yüklenicinin alacağına karşılık olarak verilir ve inşaatın tamamlanması durumunda devredilebilir veya temlik edilebilir. Ancak, inşaatçı ipoteğinin tutarı, yüklenicinin alacağı tutarından fazla olamaz. YARGITAY KARARLARI Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2017/2738 E., 2017/7432 K.: İnşaatçı ipoteği hakkının kurulabilmesi için inşaatın yapılması veya tamamlanması amacıyla taşınmaz mal üzerinde yapılan harcamaların belirli bir oranda gerçekleştirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu oran, inşaatın yapımı sırasında yapılan harcamaların yüzde 50'si olarak belirlenmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2013/2993 E., 2013/12389 K.: İnşaatın tamamlanmaması durumunda inşaatçı ipoteğinin korunması için bir süre sınırı bulunmaktadır. Yüklenicinin inşaatı tamamlamadığı durumda, taşınmaz mal sahibi tarafından bir süre verilerek inşaatın tamamlanması istenebilir. Bu süre, taşınmaz mal sahibinin inşaatın tamamlanması için makul bir süre tanıması ile belirlenir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2017/19666 E., 2017/25755 K.: İnşaatçı ipoteği, inşaatın yapılması veya tamamlanması için taşınmaz mal üzerinde yapılan harcamaların karşılanması amacıyla verilen bir teminattır. Bu nedenle, inşaatın yapımı veya tamamlanması için yapılmayan harcamalar için inşaatçı ipoteği verilemez. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2018/4017 E., 2018/9277 K.: İnşaatçı ipoteği, yüklenicinin alacağını teminat altına almak için verilir. Bu nedenle, inşaatçı ipoteği, yüklenicinin inşaatın tamamlanması için harcadığı bedellerin tamamını kapsamaz. Sadece yüklenicinin alacağını teminat altına alır. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2018/6884 E., 2018/12392 K.: İnşaatçı ipoteği, inşaatın tamamlanması için gerekli olan mallara ve borçluya ait haklara ilişkin bir güvence sağlar. Bu nedenle, inşaatın yapımı veya tamamlanması için yapılmayan harcamalar için verilen ipotekler, inşaatçı ipoteği olarak kabul edilemez. İnşaatın yapımı veya tamamlanması için yapılan harcamaların belirli bir oranda gerçekleştirilmesi gerekmektedir.






